Haber
15 Temmuz 2019 - Pazartesi 13:43 Bu haber 1228 kez okundu
 
İŞTE O HAİN 29 SAAT..
İŞTE O HAİN 29 SAAT..
GÜNDEM Haberi
İŞTE O HAİN 29 SAAT..

15 Temmuz hain darbe girişimi Türk Siyasi tarihinde yakın zamanda ki en önemli kırılma noktalarından bir tanesidir.

Ayrıştırıcı güçlerin önderliğinde Fetö eliyle yapılan bu girişim, başta 249 şehidimizin sonrasında da siyasetçilerimiz ve kolluk kuvvetlerimizin can siperane direnç göstermesiyle bertaraf edildi.

15 Temmuz’un pek çok gizli kahramanı var.

Profesör Dr. Veysel Eroğlu…

İlimizde ona ‘Suyun Fatihi’ namını vermişlerdir.

İşte Suyun Fatihi Veysel Eroğlu’nun 15 Temmuz’a kadar uzanan o kritik 29 saati…

 

 

Kavrama ve Durum Değerlendirmesi

16 Temmuz 2016 günü İstanbul’da Ekonomik Durum ve Yatırımlar ile alakalı dönemin Başbakanı Binali Yıldırım riyasetinde toplantı yapılacaktır.

Rutin bir programdır… 

Veysel Bey’in uçak bileti15 Temmuz akşam saatlerine denk gelecek şekilde alınmıştır.

Atatürk Havaalanından sivil plakalı bir araç Bakan Beyi beklemektedir. Havaalanına sorunsuz iniş yapan uçaktan inen bakanımız koruma araçları olmadan İstanbul trafiğinde seyre koyulur.

Özellikle muhalefetten pek çok isim İstanbul’dan kaçarcasına uzaklaşmaya çalışırken Veysel Bey, cenderenin tam ortasında her şeyden habersiz yol almaktadır. Amacı İstanbul’da Anadolu Yakası’nda bulunan evine giderek ertesi gün yapılması planlanan toplantıya hazırlık yapmaktır. Bu ülke için koşturmaktan zaten çok az saat uyuyan bakanımızın belki birkaç saat uyuyarak dinlenmek gibi bir düşüncesi de vardır…

Bakanımız sivil aracıyla trafikte ilerlerken şoförün sesi arabanın içerisinde ki sessizliği bozar ‘Efendim Boğaziçi köprüsünde trafik olabilir, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçelim’

Saatler bu sırada 21:30 ‘u göstermektedir…

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne giren bakanımızın sivil aracı hızla ilerlerlerken Bakan Bey’in gözü bir hareketliliğe takılır.

Bakan bey’in gözüne takılan bu durum sizin de tahmin edebileceğiniz gibi hainlerin kara geceden daha kara olan planlarının ilk emaresidir. 

Asya Yakası’ndan Avrupa Yakası’na olan geçişler durdurulmuş hatta Avrupa Yakası’ndan Asya Yakası’na olan geçişlerde de tedbir alınmıştır.

Asker görünümlü teröristler kontrol esnasında sivil araç olduğu için Bakan Bey’i fark etmezler. Aksi durumda neler olabileceğini az çok tahmin edebilirsiniz.

Bir gariplik vardı ama ne olabilirdi bu olağan dışı durum?

Şüpheye kapılan Veysel Bey hemen telefonunu eline alır ve birkaç görüşme sonrasında bunun alçak bir darbe girişimi olduğunun farkına varır.

Tüm bunlar olurken aklının bir köşesinde de dava arkadaşı olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın nerede olduğu ve nasıl bir reaksiyon gösterdiği soruları dolaşmaktadır. Daha fazla sorulara dayanamaz ve Cumhurbaşkanımızın koruması olan Muhsin Bey’i arar.

Muhsin Bey telefonda bakanımıza,

-Efendim O(Recep Tayyip Erdoğan) da bizde durumu yeni öğrendik gerekli hazırlıkları yapıyoruz endişe etmeyiniz.

Tüm bu olağan dışı olaylar seyir halindeyken Bakanımız şoförüne bitmeyecek gecenin ilk talimatını verir ve aracını DSİ İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne yönlendirir.

Ancak Bakanımızın kıymetli eşi Hatice Hanım Anadolu yakasında ki evdedir ve tehdit altındadır.

Bakanımız o gün önce kendini ve ailesini düşünseydi aracını bir devlet

kurumu yerine evine sürebilirdi.

Yapmadı…

Önce vatan millet sonra aile dedi ve çok sonra Hatice Hanım’ı telefonla arayarak ‘evi terk etmesi’ gerektiğini söyledi…

Çok sonradan kamera kayıtlarına bakıldığında Hatice Hanım’ın evi terk etmesinin hemen akabinde bir askeri aracın eve geldiği anlaşılacaktı. Hatta başka bir askeri aracın da bakanımızın damadının evine eş zamanlı olarak gittiği de görülmekteydi.

 

Hak’tır Allah Hay’dır Allah…

Bu durum karşısında artık durmak olmazdı.

Bakanımızın aklına bir şey gelmişti.

Bu hamle ilerleyen saatlerde tüm ülkeye çığ gibi yayılacak o kritik hamleydi.

FETÖ’cülerin olduğu kışla önlerini, iş makineleri ve hafriyat kamyonlarıyla kapatmak onların dışarıyla olan bağlantısını lojistik ve giriş çıkış olarak kesebilirdi.

İşte o tarihi anekdot…       

‘İlk defa Avrupa Yakası Hafriyatçılarını damadım İhsan ile aradık. Hafriyatçılar Birliğinden Süleyman Valioğlu’na hafriyat kamyonlarının Hasdal Kışlası, Havaalanı ve diğer kışlalara yönlendirilmesini istedik. Bazı dernek ve ocakların yetkililerini aradık. Ayrıca Bakanlıktan DSİ Genel Müdürü ve Orman Genel Müdürünü arayarak bütün iş makinaları ve kamyonların Türkiye genelinde kışla önlerine konuşlanması talimatını verdim. ‘

Gece 01.30 ...

Hain darbe girişiminin önlenmesinde büyük rol oynayan yayın organlarının kilit faktör olduğu su götürmez bir gerçektir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve takibinde Bakanımızın canlı yayına bağlanarak yaptıkları açıklamalar milleti daha da hızlı harekete geçirmiş ve kurtuluş mücadelesi ruhunu yeniden diriltmiştir.

‘TV net’e bağlandım ve bunun hain bir darbe girişimi olduğunu, darbenin şimdiden önlendiğini ve vatanını ve milletini seven askerlerimizin fetöcü üstlerinin emirlerini dinlememeleri ve derhal kışlalarına dönmelerini’ söyledim.

 

Koordinasyon ve Milli İrade

‘Saat 03.00 civarında Milli Savunma Bakanımız aradı. ‘

‘Mamak’taki 4’üncü Kolordu’nun çıkışlarını Orman ve DSİ teşkilatlarının dev araçları ile kesin dedi.’

‘Bakanlığıma bağlı DSİ ve OGM’nin iş makineleri Ankara Mamak General Eşref Akıncı Kışlası’nın girişine yığılarak giriş çıkışlar kapatıldı ve daha büyük olayların yaşanmasının önüne geçildi.’

‘Ayrıca, 15 Temmuz akşamı attığım twitlerle, bu alçak girişimin FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirildiğini ifade ettim. Darbe teşebbüsüile alakalı gelişmeleri vatandaşlarımızla an be an sosyal medyaüzerinden paylaştım ve bu hain darbe girişimini engelleyen Kahraman Milletimize ve hemşerilerime şükranlarımı sundum.’

 

Mücadele Devam Ediyor…

16 Temmuz günü yine sivil bir araç ile Düzce’ye kadar gelen bakanımız oradan araç değiştirerek Ankara’ya doğru geçiş yapar.

Bakanlığı giderek üst yönetimi toplayarak değerlendirme yaptık, iş makinelerimizin ülkemizde konuşlandığı yerler ve diğer hususlar hakkında bilgi aldım. ‘

‘Daha sonra bakanlığımız yanındaki Jandarma Komutanlığının civarında nöbet tutan Özel Harekât elemanlarıyla görüştük. O civarda vurulan araçların ve tahribatın acı görüntüsü hala hafızamdadır.

Bakanımız hemen sonrasında Kanal 24’e bir beyanat verir. Beyanat sonrasında külliyeye geçerek geceden bu yana külliye kapısında nöbet tutan milletine hitap eder. Araçlarıyla kışlaların önünü kapatan ormancılara teşekkür etmemek olmazdı elbet. Üst yönetimle Mamakcivarlarına gelinir ve orada bakanımız teşekkürlerini iletir. Veysel Bey’inaklına gelen o stratejik hamle 15 Temmuz’un 3. yılında şu cümlelerle ifade edilir.

‘Esasen Ankara’da gece bizim üstlendiğimiz en mühim vazife 4. Kolordunun  Merkezi General Eşref Akıncı Kışlasından hiçbir askeri aracın çıkmamasını sağlamaktı. Kışla  önüne gittiğimde muazzam bir kalabalık birikmişti. DSİ’nin dev il makineleri ve kamyonları kışla önünü kapatmıştı. Bir treylerin üzerine çıkarak halka hitap ettim, teşekkür ettim. Daha sonra birden aklıma geldi:  kışlaya girip teslim alayım.  Ben önce arkada Müsteşarım Akif Özkaldı ve genel müdürlerle nizamiyeye yürüdük.

Askerler şaşırdılar.

İç tarafta bir üsteğmen bize bakarak kışla içine kaçtı. Ben kolordu komutanını orada sanıyordum. Metin Paşa nerede diye sordum. Kimseden cevap yok. Ben teker teker askerler ile sohbet ederken bir başka üsteğmen: “Bakanım Metin Paşamız yeni kurtuldu yolda geliyor sizi içeri alalım buyurun” dedi. Durumu öğrenince şaşırdık. Burada hala Polatlı Topçu ve Füze Okulundan buraya gönderilen fetöcü subayın olduğunu,  biz içeri girince bakan beni teslim almaya geldi diyerek kışlanın arka kapısından kaçtığını öğrendik. Biraz bekledikten sonra üstü başı dağınık halde Metin Paşamız geldi. Ben de kışlayı size  teslim ediyoruz dedim.

Metin Paşa durumu özetledi;

15 Temmuz akşamı Ankara valisi telefonla Genelkurmay civarında bir şeyler oluyor nedir? Diye sorunca kendisi “ben o civardayım gidip bakayım” demiş. Kapıya gidince nöbetçiler içeri almamışlar. Metin paşa kendisinin garnizon komutanı olduğunu söyleyerek bağırmış. Bir subay içeri alın diye işaret etmiş. İçeri girince üzerine çullanmışlar ve akıncıya götürerek hapsetmişler. Beni az önce bıraktıkları için bu vaziyette buraya geldim kusura bakmayın dedi. Demek biz farkında olmadan kışlayı teslim almışız. Daha sonra bu hadiseyi sn Hulusi Akar’a anlatınca büyük bir risk almışsını ya sizi rehin alırlar veya öldürebilirlerdi de dedi.

Rabbim bir daha böyle ihanet teşebbüsü göstermesin.’

 

Sonsöz...

Darbe teşebbüsünün 3. yılında başta devlet erkânımız olmak üzere tüm milletimizde yaşadıklarımız hala tazedir ve ebeden taze kalacaktır. Profesör Dr. Veysel Eroğlu’nun kaleminden durumu özetleyecek olursak;

Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmaları Aziz Milletimize ziyadesiyle güven verdi.

Bu şerefli milletin bir ferdi olarak ne kadar gurur duysak azdır. Aziz Milletimiz 15 Temmuz gecesi birlik ve beraberliğini bir kere daha muhteşem bir şekilde bütün Dünyaya göstermiştir. 

15 Temmuz gecesi Çanakkale ve İstikbal Harbimizin ruhunu taşıyan asil milletimizin feraseti, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, dirayeti Bakanlar Kurulunun kararlılığı ile birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde göstererek Aziz Milletimizin ve devletimizin bekasına kasteden bedbahtlara, tarihin en

manidar tokadı vurulmuştur. 

Bu zaferin esas sahibi milletimizdir. Herkes devletine, milletine, bayrağına sahip çıktı. 82 milyon vatandaşımıza, Şehit ve Gazilerimize şükran borçluyuz.

 

Kaynak: Editör: Faruk Kılınç
Etiketler: İŞTE, O, HAİN, 29, SAAT..,
Yorumlar
Haber Yazılımı