Haber
01 Şubat 2018 - Perşembe 19:59 Bu haber 1765 kez okundu
 
SANAT DEVLETSİZ, DEVLET SANATSIZ OLMAZ”
SANAT DEVLETSİZ, DEVLET SANATSIZ OLMAZ”
GÜNDEM Haberi
SANAT DEVLETSİZ, DEVLET SANATSIZ OLMAZ”

AKÜ DEVLET KONSERVATUVARI MÜDÜRÜ PROF. DR. UĞUR TÜRKMEN

          Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Uğur Türkmen, Beldemiz Dergisi’nin konuğu oldu. Afyon Kocatepe Üniversitesi, ülkemizde müzik eğitim kurumlarımızın birbirinden ayrı olan işlevlerini, alanlarını tek bir çatı altında toplamanın ilk tohumlarını attı. Müzik türlerimizin akademik anlamda iletişime geçmelerini sağlayarak bir başarı yakaladı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Uğur Türkmen ile Konservatuvarımız, işleyişi, kültür ve sanat hayatımıza olan etkileri hakkında güzel bir söyleşi yaptık.

 Öncelikle sizi yakından tanımak istiyoruz. Uğur Türkmen kimdir?

Kütahyalıyım. İlk-orta ve lise tahsilimi Kütahya’da yaptım. Bursa Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldum. Niğde Üniversitesi’nde okutman olarak göreve başladım. İki arkadaşımıza yapılan haksızlığa tepki olarak altı arkadaşımla birlikte üniversite hocalığı ve memurluktan istifa ettim. İstifa sonrası Milli Eğitimde “Kütahya Güzel Sanatlar Lisesinde” beş yıl çalıştım. Doktora eğitimim sonrası ise tekrar üniversiteye geçmeye ailecek karar verdik. Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda 11 yıldır çalışıyorum. Müzik eğitimi ve müzikoloji alanlarında bilimsel ve sanatsal çalışmalarım var. Ama kendimi her zaman “Müzik Eğitimcisi” olarak tanıtırım.

AKÜ Devlet Konservatuarı’nın bölümleri ile akademik kadrosu hakkında bize bilgi verir misiniz?

1999 kurulan ve 2001-2002 eğitim-öğretim yılında öğrenci almaya başlayan Devlet Konservatuvarı’mızın eğitim ve öğretim süresi; Türk Sanat Müziği Bölümü (Ses Eğitimi ASD ve Temel Bilimler ASD) ve Türk Halk Müziği Bölümü (Çalgı Eğitimi ASD ve Ses Eğitimi ASD) hazırlık sınıfıyla birlikte beşyıl, Sahne Sanatları Bölümü (Opera / Koro ASD) ve Müzik Bölümü ise (Piyano ASD, Yaylı Çalgılar ASD, Nefesli Çalgılar ve Vurmalı Çalgılar ASD) dört yıldır. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında; 302 öğrencisi, 14 yarı zamanlı, 42 tam zamanlı toplam 56 eğitimcisi vardır. Eğitimci ve sanatçılarımız arasında; Azerbaycan (2), Macaristan (1), Ukrayna (1), Rusya (1), Polonya (1) uyruklular da görev yapmaktadır.Konservatuvarımız Müzik Bölümü’nce kurumsal yöneticiliği yapılan Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzik Anasanat Dalı’na her yıl yüksek lisans ve sanatta yeterlik programlarına üç müzik türünden mezun olmuş öğrenciler kabul edilmektedir. Bu haliyle lisans, yüksek lisans, sanatta yeterlik/doktora eğitimi veren nadir kurumlardan biriyiz.Konservatuvarımız eğitimci ve sanatçıları bilgi ve becerilerini öncelikle öğrencileri ile paylaşır, kendi alanında veya ilgi alanlarında var olan tüm konu ve konulara ilgi gösterir. Alanlarında yetkin ve ülke genelinde “sanatçı” kimlikleri ile tanınırlar.

Konservatuvarda hangi enstrümanların eğitimi veriliyor?

Konservatuvarda; keman (Türk-Batı), viyola, çello (Türk-Batı), kontrbas, piyano, klarnet, trompet, tanbur, ney, klasik kemençe, ud, kanun, ritim sazlar (kudüm-daire-bendir-tef), bağlama, kabak kemane, tar, zurna, kaval, mey enstrümanları eğitim ve öğretimi verilmektedir.  

Türk Müziği, Batı Müziği ve Halk Müziği dallarını bünyesinde tek bir çatı altında toplayan ilk konservatuvarsınız. Bunun sizi diğer konservatuvarlardan ayıran bir özellik olduğunu düşünüyor musunuz?

Esasında 1975 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı kuruldu. İçerisinde Batı Müziği eğitimi de verildi ama kurumsal anlamda yönetimsel anlamda ilkiz. Olması gerekende buydu zaten. Müzik türleri arasında ayrım yapmadan, barışçıl sevgi ve dostluk ortamında hatta ve hatta artık biliyorsunuz dünyada interdisiplinler değil multi disiplinler çalışmalar var yani bir tıpçıyla müzik bilimci, bir kimyager ile fizik bilimci birlikte çalışıyorlar. Kaldı ki bu müzik türleri de birbirleriyle entegre olmuş müzik dalları dolayısıyla birbirleriyle çok rahat çalışıyoruz. Elbette önemli bir özelliğimiz. Ülkemizde Türk-Batı Müziği tartışmaları ve kavgaları yıllar öncesinde çokça yaşandı. Hatta THM-TSM eğitimci ve sanatçıları kendi aralarında bile tartışırlardı. Artık bu yok. Bunun en güzel ispatı ise okulumuz. Demek ki akademik adap ve sevgi ortamında çalışma olabiliyormuş. Ayrıca; Konservatuvarımızın tüm bilimsel ve sanatsal etkinliklerinde tüm eğitimcilerimiz bölüm ayrımı olmaksızın birlikte çalışmaktadırlar.

Konservatuvarların kuruluş amacının sanatçı yetiştirmek olduğunu biliyoruz. Okulunuzdan mezun olan öğrencilerin istihdam alanlarının sanatçı ya da öğretmen olduğunu düşünürsek istatistiki olarak bize nasıl bir rakam verebilirsiniz?Bu kanayan bir yara. YÖK mevzuatına göre konservatuvarlar “müzik ve sahne sanatlarında sanatçı yetiştirir” diye tanımlanır. Ama malumunuz TRT, Kültür ve Turizm Bakanlığı, ve üniversitelerdeki sanat eğitimi veren kurumlar artık yeterince kadro açmıyorlar. Devletin sanat politikası değişecek ve “sanatın hemen her unsurunun” yerel yönetimlere devredilmesi düşünülüyor. Bu durum belki de bu yüzden olabilir. Dolayısı ile mezunlarımızın tamamı “sanatçı” yeterliliğine sahip iken formasyon eğitimi alarak “öğretmenliği” tercih ediyorlar. Akademisyen olarak görev yapan öğrencilerimizde mutlaka oluyor. Bir ara TRT, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumlara en çok sanatçı veren okulduk. En son açılan sınavlarda kurumumuz en yüksek dereceyle ve en yüksek sayıyla giren konservatuvar mezunu bizim öğrencilerimizdi. Bu da başarımızın bir ölçüsüydü. Bugün yine açıldığı takdirde çok başarılı olan öğrencilerimiz oluyor. Bunun yanında; devletimizin çeşitli kademlerinde akademisyen, araştırmacı olarak çalışan; özel sektörde kendisine yer bulan ve çok başarılı olan mezunlarımız var.

Belediyemizle ortak yürütülen Tanbûrî Cemil Bey eserlerinin tek bir albümde toplandığı bir CD çalışması gerçekleştirildi ve bu şu ana kadar yapılmamış bir projeydi. Bunun Konservatuvarınıza kazanımlarını aynı zamanda projenin amacına ulaştığını düşünüyor musunuz?

Biliyorsunuz 2016 yılı Tanbûrî Cemil Bey’in vefatının 100. yılıydı. Her yönüyle amacına ve amaçlarına ulaştı. Başkanımız Sayın Burhanettin Çoban’a projeyi anlattığımızda iki şeyden çok emindim. Birincisi; alanında yetkin sanatçı arkadaşlarımız projeyi gerçekleştirecekti. İkincisi Başkanımız bize güvenecek ve destek olacaktı. Çünkü birkaç proje de beraber çalışmış ve çok memnun kalmıştı. İkisi de gerçekleşti.Proje ülkemizde bir ilk oldu. Tanbûrî Cemil Bey üzerine vefatının 100. yılında ülke genelinde birçok çalışma yapıldı. Çok değerli bir insandı. CD kayıtları yapıldı, kitaplar basıldı, belgeseller çekildi. Hepsi çok değerli çalışmalar ama bütünü temsil etmiyordu. Bizim çalışmamız; özgün, yenilikçi, bütünü temsil eden haliyle ülke genelinde çok ama çok büyük bir ses getirdi. Hala konuşuluyoruz.  Nabi Avcı ve Veysel Eroğlu Bakanlarımızın gelmesini çok arzu ediyorduk. Başkanımızın desteği ile Sayın Bakanlarımızın Üniversitemize ve Konservatuvarımıza gelmesi ise mutluluğumuza mutluluk kattı. Ulusal ve uluslararası basında geniş yankı buldu. Tüm sanat eğitimi veren kurumlara yollandı ve hala çok yoğun bir talep var.

Afyonkarahisar Belediyesi ile Üniversitemizin yaptığı bir protokolle Afyonkarahisar folkloru, müziği ve sahip olduğu değerlere ilişkin altı ciltlik dev eser hazırlanacak. Bunla ilgili çalışmalar hangi düzeyde acaba. Sizden biraz bilgi alabilir miyiz?

Afyonkarahisar Belediyesi ile oldukça faydalı, kültürel değişim ve gelişime katkı sağlayıcı birlikteliğimiz var. Emirdağlı Halk Aşığı Yoksul Derviş CD’si, Türk Halk Müziği yerel sanatçımız Ömer Yarşi’nin kitabı, az kullanılan makamlardan eserlerin yer aldığı Saklı Musiki CD’si, Çocuk Şarkıları CD çalışması, Tanbûrî Cemil Bey Külliyatı, Korolar Şenliği’ndeki maddi ve manevi destekleri Belediye ile yapılan ortak projeler. “Sanat devletsiz, devlet sanatsız olmaz.” derim. Devletimizin sanata ve müziğe desteği önemlidir. Siz ne kadar yetkin olursanız olun maddi güçle ve destekle ancak bir şeyler üretebiliyoruz, sergileyebiliyorsunuz. Başkanımıza ve çalışma arkadaşlarına bir kez daha teşekkür ederiz.Şu an üç proje aynı anda yürütülüyor. Emirdağlı Halk Aşığı Fakı Edeer’in CD/kitap çalışması, Afyonkarahisarlı Şair Rüştü Okyar’ın şiirlerinin bestelerinin yer aldığı “CD çalışması ve Altı Ciltlik Sanat ve Müzik Ansiklopedisi projeleri alanında uzman ve kılavuz kişiler, akademisyen ve sanatçılar tarafından yürütülüyor. İçerisinde edebiyat, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, heykel vb. sanat dallarını anlatan bir eser için12 kişilik bir ekip çalışıyor. Kendi içlerinde yaklaşık 20-25 kişilik bir alt komisyonları var. Ümit ederim sadece Afyon için değil ülke kültürü içinde önemli kaynak olacak. Aynı zamanda bu ansiklopedilerin arkasında CD’leri de olacak. Biz bunun eğitimde de kullanılmasını istiyoruz. Örneğin Afyonkarahisar’da ilk, orta ve lisede okuyan bir öğrenci Afyon’un sanatına ve müziğine dair ne merak ediyorsa bu ansiklopedide bulacaktır.

Konservatuvarınızda birde Müzik Müzesi yer alıyor. Müzede Türk ve Dünya Müziği’nden farklı kültürlere ait birçok müzik aleti sergileniyor. Müzenin kuruluş sürecini bize anlatır mısınız?

Müzenin kuruluş süreci çok uzun ama kısaca anlatayım. İşadamı İbrahim Alimoğlu Konservatuvarımızın maddi manevi destekçilerinden. Kendisinin ismini yaşatmak ve bu yolla teşekkür etmek istedik. Kendi adını taşıyan bir “Çalgı Müzesi”ni Konservatuvarımız bünyesinde kurma talebimizi Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mustafa Solak’a ilettik, memnun oldu ve destek verdi. İbrahim Bey’le de görüştük ve kendisi de çok memnun olacağını belirtti. Süreç böylece başladı. Yurdun dört bir yanından çalgılar toplandı. Almanya’da Sayın W. Ott’un elinde 250 enstrüman olduğunu öğrendik ve bir heyet kendisini ziyaret etti. Olağanüstü bir gelişme yaşandı ve Sayın Ott tüm koleksiyonunu bağışladı. İbrahim Alimoğlu Ağabey’imizin maddi ve manevi destekleri; Valimiz İrfan Balkanlıoğlu, Başkanımız Burhanettin Çoban, Rektörümüz Mustafa Solak ile Sayın Wolfgang Ott’un birlikteliği ile güzel bir eser kazanmış olduk.Halk Sanatçısı Hisarlı Ahmet’in, Ömer Yarşi’nin, Abdullah Uluçelik’in vb. çok değerli özel çalgıları ve eşyaları başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından 450’ye yakın çalgı müzede sergileniyor. Müzenin atölyesi kuruldu. Bir proje sunduk ve Üniversite yönetimimizin desteğiyle “Sesli Rehber” yapılacak. Kulaklıkla tüm enstrümanların seslerini dinleyebileceksiniz. Ansiklopedisi yapılacak. Müzeyi her yıl yaklaşık 20.000 kişi ziyaret ediyor. Her yıl farklı üniversitelerden “Müzikoloji ve Çalgı Yapım Bölümü” öğrencileri gelerek “Çalgı Bilimi Çalıştayı” yapılıyor. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ilk ikisinde gösteriliyoruz. Hedefimiz ise dünyanın en büyük “Müzik Müzesi” olmak. Emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür ederim. Müzemiz; sekreterliğe başvurarak gün içerisinde ziyaret edilebilmektedir.

Konservatuvarımızın faaliyetlerine ilişkin biraz kamuoyuna bilgilendirelim dersek neler söylersiniz?

2017-2018 eğitim öğretim yılında 115 konser etkinliği olacak. Hepsinin planlaması yapıldı. Konserlerimize aileleri bekliyoruz. Ayrıca;

Uluslararası Marsyas Kültür Sanat ve Müzik Festivali

Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu

Uluslararası Sultan Divânî ve Mevlevîlik Sempozyumu

Ulusal 23 Nisan Korolar Şenliği

Ulusal Amatör Çalgıcılar Konserleri

Nurten Anne Çocuk Şarkıları Yarışması

Afyonkarahisar Müzik Eğitimcileri Çalıştayları

Hz. Mevlânâ’yı Anma ve Vuslat Törenleri

Dünya Ses Günü Etkinlikleri

Dünya Koro Günü Etkinliklerini

Her yıl düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Her yıl düzenli olarak ilimizdeki müzik öğretmenlerini topluyoruz. Onların akademik ve mesleki gelişimini sağlayan tek kurumuz. Başka bir Konservatuvar ve Müzik Eğitim Bölümü bunu yapmıyor. 27 Ekim’de tekrar toplandığımızda; Sorunlarınız nedir? Bize düşen nedir? Diye kendileriyle tartışacağız. Bu kadar bilimsel ve sanatsal etkinliği “sürdürülebilir ve nitelikli” olarak gerçekleştiren başka bir konservatuvar yok. Bu konuda emeği geçen tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.

Faaliyetlerinizin yoğun olmasıyla ilgili takdir aldığınız söyleniyor, doğru mu?

Konservatuvarda 4 bölümün olması doğal olarak yıllık konser sayısını 40-50’ye çıkarıyor. Bunun dışında gerek öğrencilerimiz gerekse nitelikli öğretim elemanı kadromuz gerçekten çalışıyorlar. Geçen seneki konser sayısı yurtiçi ve yurt dışında 112. Bu bir Konservatuvar için önemli. Kurumun merkezinde icra var ve bu öğrenciler sahneye çıkarsa kendilerini güvende hissediyorlar. Geçenlerde müdür yardımcım bir rapor verdi. Şimdiden 90 konserin planlanması bitmiş durumda, hepsinin salonları ayarlanmış, bu da bizi mutlu ediyor. Özetle eğer gerçekten öyleyse memnuniyet duyarız. “İnsanlara yaşarken teşekkür edilmeli.” Derim. “Seni seviyorum.”, “Çalışmalarını beğeniyorum.”, “Başarılarının devamını diliyorum.” sözlerini duymak hassas ve duyarlı sanatçı kesimini mutlu eder, daha çok motive olur. Bir büyüğüm “Acıyı herkes paylaşır, önemli olan mutluluğu paylaşmaktır.” demişti. Çünkü hasetlik, kıskançlık araya giriyor. Başarılarımız ve mutluluklarımızı paylaşmak çok ama çok güzel bir duygu. Bu duyguları yaşayan ve yaşatanlara teşekkür ederiz.

Afyonkarahisar halkına yönelik olarak etkinlikleriniz var mı?

Tüm etkinliklerimiz halkımıza yönelik. Tüm konserlerimiz halka açık ve ücretsiz. 10 yıldır çocuk korolarımız düzenli olarak eğitim veriyor. 300’e yakın çocuğumuz başvurmuş. Çocuk korolarına 300’e yakın başvuru olması bir mucize. Yaklaşık 250 çocuğumuz korolarda söylüyor. Ulusal ve uluslararası yarışma ve şenliklerde başarılar elde ediyor ödül alıyorlar. TSM korosu kuruldu 40’a yakın üyemiz var. AKSAM başta olmak üzere birçok dernekle protokolümüz var ve buralarda eğitimci ve öğrencilerimiz görev yapıyorlar.CAKA (Cem Taşkın ve Küçük Arkadaşları) projesi kapsamında 35 çocuğumuz keman eğitimi alıyor. Türkiye’de bu kadar düzenli ve planlı müzik eğitimi alan başka bir kurum yok. Yıl içerisindeki tüm etkinliklerimize Afyonkarahisarlı hemşerilerimizi bekliyoruz. Etkinliklerle ilgili bilgilere ise web sitemizden ulaşabilirler.

 

Kaynak: (Afyonkarahisar Belediyesi) - Afyonkarahisar Belediyesi Editör: Faruk Kılınç
Etiketler: SANAT, DEVLETSİZ, DEVLET, SANATSIZ, OLMAZ”
Yorumlar
Haber Yazılımı