Gözden Kaçırmayın
İYİ PARTİ AFYONKARAHİSAR’DA KADIN POLİTİKALARI İÇİN YOĞUN MESAİMahalle karışacak derken bizim mahalle basın mahallesini kast ediyorum. Aklınıza hemen Afyonkarahisar kentsel dönüşüm mahalleleri gelmesin sakın. Hadi başlayalım. Önce kendimden kesitler vereceğim sizlere en son çatıya geçeceğim ona göre.
BANA SEN MÜZECİSİN DİYEN GAZETECİ VAR
Mesela, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Sürekli Basın Kartı taşıdığım halde buna inanmayıp hadi göster kartını diyen gazeteci var bana.
Öte yanda zaman içinde gazetecilikle birlikte geliştirdiğim 2 tane kültürel çalışmamdan ilki olan Türkiye’nin ilk Yumurta ve Sanatları Müzesini yaptıktan sonra kendine gazeteci diyorsun aslında sen bir müzecisin diyen bir yine gazeteci meslektaşım var benim.
Ardından Türkiye’nin ilk ve tek Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi projemizi geliştirmeye devam edelim dedikten sonra benimle birlikte mi yaptın diyen eğitimci muhterem seçkin bir büyüğüm var benim.
MUŞAMBACI DİYEN BİR GAZETECİ VAR
Devam edeyim öte yanda bana muşambacı diyen bir gazeteci büyüğüm var bana. Afyonkarahisar Otogarına yaptığımız dijital baskı Kocatepe Panoramasından sonra o ismi taktı bana.
Örneklere devam edeyim. Dünya Gazetesi temsilciliği dönemimde sen gazeteci değildin parayla gazete abonesi yapan biriydin diyen rahmetli bir gazeteci büyüğüm oldu mesela benim.
Sen kendine ekonomi muhabiri diyorsun, ben onun okulunu okumuşken ekonomi muhabiriyim demiyorum kendime diyen aslında gazeteci olmayan ama müthiş bir yorumcu gazeteci abim var.
MESELA BAKIN BURASI ÇOK İLGİNÇ
2 cilt halinde 2010-2011 yılında hazırladığım 200 Afyonkarahisarlı İş İnsanının hayat hikâyelerini yazıp yayınladığım “Afyonkarahisar Sanayici ve İş Adamları Ansiklopedisi” projemden sonra ne dendi bana biliyor musunuz ?
Afyonumuzun iş insanları bize diyeydi, yapardık hemşerileri olarak; bu şehrin iş insanlarının hayat hikâyesini yazmak Allah’ın Eskişehirlisine mi kalmış diye yüzüme söyleyen bir gazeteci oldu bana.
Öte yanda yazdığım yazılar yayınlanmadan bir gün önce konusuna göre yazılarımı okuduğunu sonradan öğrendiğim ve yayınlansın-yayınlanmasın diye karar veren; kendisine gazeteci denilen, gençlik hatta ergenlik dönemleri yıllarından beri varlığını bildiğim ve tanıdığım bir adamım var benim.
BU TABİR-E HEP KOPMUŞUMDUR ZATEN
Üretmiş olduğum fikir projeleri için fikirlerin pier cardin kadar marka değerinde satış ve pazarlama yeteneğin Salıpazarı gibi merdiven altı kıvamında diyen yine bir gazeteci abim var benim.
Birde Murat’ım, çok zekisin, kafan zehir gibi çalışıyor ama dinen nasibin bu kadar. Sendeki bu zekâ ile nasibin açık olaydı en az 20 dairen olurdu diyen bir dindar iş insanı abim var benim. Var da var yani.
M.EMİN GÜZBEY VE SAYIN İSMAİL AKAR
Ne için bu kesitleri anlattım derseniz hemen cevap vereyim. Bizim basın mahallesinin iki kıymetli isminden birisi olan Mehmet Emin Güzbey, “Afyonkarahisar Yerel Medyası” konulu bir köşe yazısında İsmail Akar’a geçmişten bir gönderme yaptı.
İsmail Akar’dan cevap köşesinden “Olmadı Güzbey” başlığı ile gecikmeden geldi. Bana göre bu değerli iki ismin birbirlerinin kulaklarını çınlatmaları yerine, tüm gazeteci derneklerini tek bir çatı altında toplama ruhuna tekrar adapte olmaları gerekiyor bence.
Çünkü Basın Sivil Toplum Kuruluşları meslektaşlarını sahiplenmek için vardır. Mesela benim hakkımda bunlar söylenirken bir meslek örgütü başkanımın beni savunmasını isterdim yani.
EN ÇOK PROTOKOL ÜYELERİNE ÜZÜLÜYORUM
Bu minvalde, ben en çok da basın ve medya derneklerine tek tek randevu vermek zorunda kalan protokol üyelerine üzülüyorum. Düşünün; aynı mantıkla hareket eden 6 farklı basın derneği ve cemiyeti ile 6 ayrı fincan kahve içmek zorunda kalıyorlar. Her ziyaret en az yarım saat sürse, sadece ziyaretler için 3 saat gidiyor. Buna hazırlanma, bekleme, ulaşım ve görüşmeler arasındaki zaman kayıplarını da eklediğinizde, ortaya neredeyse yarım günlük bir iş kaybı çıkıyor.
İşte tam da bu yüzden, yazmak yerine tüm gazeteci derneklerini tek bir çatı altında toplama ruhuna yeniden adapte olmakta fayda var.





Yorumlar
Yorum Yap