AKP UST BANNER
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Kayyumlu belediyelere 3 kriter
Kayyumlu belediyelere 3 kriter
Yazı Detayı
05 Şubat 2019 - Salı 21:53 Bu yazı 1284 kez okundu
 
Yaşarken, biz köy çocuklarına umuttu.
AHMET TUNCA
ahmettunca@gmail.com
 
 

SAAT TAMİRCİSİ

 

 

Yaşarken, biz köy çocuklarına umuttu. Ölürken yakınındaki pek çok insana yük olmuştu.

O!

O güzel insan, hayatımda tanıdığım ilklerden biriydi ve benim unutamadığım insan portrelerinden biri olmuştur.

Esnaf çocuğu olduğum için, diğer köy çocuklarına göre biraz daha derli toplu ve temiz giyinirdim. En azından yazları yaşdaşlarım aylarca tozlu topraklı yollarda, yağmurda çamurda ayakkabısız gezerken ben o naylon patiklerden giyebilen şanslılardandım.

O, yani ilk göz ağrım, ilkokul öğretmenim, sonradan köy enstitüsü mezunu olduğunu öğrendiğim hocam eski deyimle, haza beyefendi bir insandı.

Ütülü pantolon, boyalı ayakkabıyla dolaşır. Saçları hep düzgün taranmış, sağa sola tam ortadan ikiye ayrılmış, hep traşlı yüzüyle, daima gülümserdi. Akıcı bir dille, şiir gibi konuşurdu.

Eskilerin mutlaka bir ikinci mesleği olurdu. Hani benim yaşımda olanlar bilirler; okullar yaz tatiline girince, çocuklar mutlak bir dükkana çırak olunurdu. Çocuğun haftalığı, aldığı harçlığı da bazen gizliden ana babalara verirdi. Böylece, haytalıktan ve avarelikten uzak bir yaşantıya adım atılırdı.

Hocam saat tamir ederdi.

Evet saat tamircisi bir öğretmen.

Özellikle Ramazanlarda, o başucumuza koyup, bizi sahura uyaran zemberekli saatler vardı ya! İşte onların tamirini yapar ama bu işi asla parayla yapmazdı.

Güzel konuşur, etrafa hep olumlu yönden mesajlar verir, örnek olmaya çalışırdı.

Köyle kasaba arasında yol olmadığı için özellikle kış günlerinde yağan kar, yolları tamamen kapattığı için dünyayla ilgimiz kesilirdi. O, köy odalarında hem dinler, hem anlatırdı.

Hocanın sandık türünde bir radyosu vardı. İkide bir bozulur, onu da tamirle uğraşır, kerpiçten öğretmen lojmanının açık penceresinin önüne koyar, sesini iyice açar ki, gelip geçenler dinlesin. Köylü bazen bahçeye oturur türkü yada ajansları dinlerdi.

Bendeki okuma ve yazma merakını hmiş olacak ki, bana zaman zaman kitap verir okuduktan sonra da anlattırırdı.

Üç sınıflı bir ilkokulda çoğunlukla iki öğretmen çalışırlar, bazı yıllar da ortaokul terk veya orta mektep mezunları muallimlik yaparlardı.

Okulun öğretmeni, müdürü, tamircisi, terzisi, köyün saat tamircisi hatta iğnecisi elhasıl herşeyiydi. Hayvan hastalanır, çocuk fenalaşır “Hadi muallim bey” derlerdi.

Hocamı hiç unutmadım.

Bir gün geldi biz de muallim olduk. Başka yerlere tayin olup gittiler. İki oğluyla ilişiğimizi dolayısıyla hocamızla bağımızı koparmadık.

Oğul Muttalip, bir gün annem öldü, babam çok yalnız dedi. Bir süre daha geçti “Babam ayzemir” dedi. Hastahaneye yatırmışlar. Tanımadı beni. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Sanki geçmişim ölmüştü.


 
Bu yazı 3591 kez okundu.
 
 
Etiketler: Yaşarken,, biz, köy, çocuklarına, umuttu.,
Yorumlar
Haber Yazılımı