ZAFER MURAT ÇAKIR
Köşe Yazarı
ZAFER MURAT ÇAKIR
 

Söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan!

Söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan! Sokaklar çok seslilikten yana; Gazeteciler  yaptığı sokak röportajlarında çok farklı kesimden fikirleri  olan kişileri önümüze taşıyor ,  sorduğu güncel sorulara farklı görüşlerde olan hemşerilerimiz cevaplar verirken  hem kendini hem de çevresindekilerin fikirlerini değiştirmeye çalışıyor , bir hemşerimiz bir söz söyledi ki hemen not aldım “ söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan/ bakacaksın “  işte bu kelimeden bir köşe yazısı değil kitap çıkar.   Her zaman düşüncelerimizi direk ifade edemeyiz, karşımızdakini kırmamak üzmemek yada çıkarlarımıza ters düştüğü için olabilir . İnsanız yaşam süreci içinde hangimiz beyaz yalanlar söylemiyor yada beyaz görmezden gelmeler yapmıyoruz , Su gibiyiz bazen girdiğimiz ortamın şeklini alıveriyoruz ortam ve koşullara göre hareket ediyoruz. Bazen farkında olmasak ta söylediğimiz kelimelerin içine bir şeyler saklayıp gizliyoruz  yüreğimizden geçenler dilimizin söylediklerinin arkasına saklanıyor. Yada ağzımızdan çıkanları vücut dilimiz ile inkar ediyor yalanlıyoruz .(görüntülü röportajlarda farkında olmadan kişilerin vücut dili beynimizdeki radara takılıyor)   Çoook çoook iyi cümlesinde ki ikileme ve uzatma kinaye içeriyor buda kötüyü çağrıştırmıyor mu?  Son dönemde kiminle görüşsem bu kalıba şahit oluyorum , her sosyal çevrede mutlaka sokaktaki ekonomi konuşuluyor , fiyat artışları görmezden gelinecek gibi değil evdeki hesaplar ne çarşıyı ne pazarı tutuyor cümlelerinin karşılığı olmuş çoook çoook iyi! Hemşerilerimiz kendini ifade etme yöntemini bulmuş kendi ile barışık şekilde kimseyi incitmeden kendine zarar gelmesini önleyecek bir protesto şekli bu  kendini ifade ederken de baskı altında kalmamış karşı fikirlerle karşılaşıp tartışmak zorunda kalmadan geçiştire biliyor. Kişiler kendi yankı odalarında mutludur; kendi ile aynı düşünce , görüş ve söylemde olan toplulukta olmak   karşı bir fikir olmadığı için  kendinin onanması söylem ve konuşmaların aynı yönde olması problemleri bilse ve onlarla başa çıkmakta zorlansa da kendini bir süre için güvende hissetmesini sağlar . Açık bir alanda cadde ve sokakta kişiler evinde olduğu kadar güvende hissetmez sokakta iken onanmaktan çok uyuma ihtiyaç duyar ; topluluklar sokakta yürürken bireysel hareket etmez yada trafik yaya yada araç diğerleri ile uyumlu olmak zorundadır . Aksi halde kişiler zarar görür , bunu ne kadar fark etmeden yapsak ta beynimiz bizim zarar görmeden haraket etmemizi sağlar . sokaktaki vatandaşın konuşmaları da bana biraz bunu çağrıştırıyor ; yaşamışlıkları çok olanlar kendini tehlikeler karşı korumak için farkında olarak yada farkında olmadan makul cevaplar verirken , yaşamışlıkları az olan gençler zarar gelebileceğini düşünmeden yaşamlarının içinden  somut örnekler vererek düşünce ve fikirlerin  ağızlarına geldiği gibi  söylüyor. Anlaşılan o ki gençler yankı odalarını sevmiyor! Aynı fikirde olmayanlarla konuşmak istiyor onları dinliyor yorumluyor cevap arıyor bizler yaş almışlar olarak onları dinlemeli hem söylediklerini hem de söyleyemediklerini yaş almamışların yaş aldıkça  geleceğimiz olduğunu bir kez daha hatırlayarak  doğru sorular sormalı diyaloğumuzu artırmalı kendi doğrularımızı diretmek yerine ortak doğrularımızı bulmalıyız . Son günlerde içimizi acıtan olayların sebeplerinden biride bu bir gencimizin hayatına son vermesi üzerine derslerine giren bir eğitim görevlisi “keşke benim dersime yüz yüze eğitim devam etseydi seninle konuşa bilseydik , çözebilirdik “ diye sosyal medyadan yazdı . Ben ve bizler kendi yankı odalarımızdan çıkıp yaş alacakları dinlemez anlamaya çalışmaz onların kabullerini yaşam tarzlarını kabullenmez, üstüne üstlük bana bizlere zarar gelmesin diye baskı altında tutmaya çalışır , bunun için çaba gösterirsek bize ve geleceğe umutla bakmamız pek mümkün değil gibi gözüküyor.  Hep bir kurtarıcı beklemek hep bir kişiye sarılmaktan vaz geçip bütünün parçaları olarak var olmaya çalışan nesillerle bir araya gelsek mi , kinayelerimiz ile onları yormadan bir arada olsak mı , birey olarak kabul edip fikirlerine söylemlerini kabul noktasında önce saygı ve sevgi duysak mı?
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2022 - Cumartesi

Söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan!

Söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan!

Sokaklar çok seslilikten yana; Gazeteciler  yaptığı sokak röportajlarında çok farklı kesimden fikirleri  olan kişileri önümüze taşıyor , 

sorduğu güncel sorulara farklı görüşlerde olan hemşerilerimiz cevaplar verirken  hem kendini hem de çevresindekilerin fikirlerini değiştirmeye çalışıyor , bir hemşerimiz bir söz söyledi ki hemen not aldım “ söylediğime değil söylemek istediğime bakıcan/ bakacaksın “  işte bu kelimeden bir köşe yazısı değil kitap çıkar.  

Her zaman düşüncelerimizi direk ifade edemeyiz, karşımızdakini kırmamak üzmemek yada çıkarlarımıza ters düştüğü için olabilir .

İnsanız yaşam süreci içinde hangimiz beyaz yalanlar söylemiyor yada beyaz görmezden gelmeler yapmıyoruz ,

Su gibiyiz bazen girdiğimiz ortamın şeklini alıveriyoruz ortam ve koşullara göre hareket ediyoruz.

Bazen farkında olmasak ta söylediğimiz kelimelerin içine bir şeyler saklayıp gizliyoruz  yüreğimizden geçenler dilimizin söylediklerinin arkasına saklanıyor. Yada ağzımızdan çıkanları vücut dilimiz ile inkar ediyor yalanlıyoruz .(görüntülü röportajlarda farkında olmadan kişilerin vücut dili beynimizdeki radara takılıyor)

  Çoook çoook iyi cümlesinde ki ikileme ve uzatma kinaye içeriyor buda kötüyü çağrıştırmıyor mu? 

Son dönemde kiminle görüşsem bu kalıba şahit oluyorum , her sosyal çevrede mutlaka sokaktaki ekonomi konuşuluyor , fiyat artışları görmezden gelinecek gibi değil evdeki hesaplar ne çarşıyı ne pazarı tutuyor cümlelerinin karşılığı olmuş çoook çoook iyi!

Hemşerilerimiz kendini ifade etme yöntemini bulmuş kendi ile barışık şekilde kimseyi incitmeden kendine zarar gelmesini önleyecek bir protesto şekli bu  kendini ifade ederken de baskı altında kalmamış karşı fikirlerle karşılaşıp tartışmak zorunda kalmadan geçiştire biliyor.

Kişiler kendi yankı odalarında mutludur; kendi ile aynı düşünce , görüş ve söylemde olan toplulukta olmak   karşı bir fikir olmadığı için  kendinin onanması söylem ve konuşmaların aynı yönde olması problemleri bilse ve onlarla başa çıkmakta zorlansa da kendini bir süre için güvende hissetmesini sağlar .

Açık bir alanda cadde ve sokakta kişiler evinde olduğu kadar güvende hissetmez sokakta iken onanmaktan çok uyuma ihtiyaç duyar ; topluluklar sokakta yürürken bireysel hareket etmez yada trafik yaya yada araç diğerleri ile uyumlu olmak zorundadır

. Aksi halde kişiler zarar görür , bunu ne kadar fark etmeden yapsak ta beynimiz bizim zarar görmeden haraket etmemizi sağlar .

sokaktaki vatandaşın konuşmaları da bana biraz bunu çağrıştırıyor ; yaşamışlıkları çok olanlar kendini tehlikeler karşı korumak için farkında olarak yada farkında olmadan makul cevaplar verirken , yaşamışlıkları az olan gençler zarar gelebileceğini düşünmeden yaşamlarının içinden  somut örnekler vererek düşünce ve fikirlerin  ağızlarına geldiği gibi  söylüyor.

Anlaşılan o ki gençler yankı odalarını sevmiyor!

Aynı fikirde olmayanlarla konuşmak istiyor onları dinliyor yorumluyor cevap arıyor bizler yaş almışlar olarak onları dinlemeli hem söylediklerini hem de söyleyemediklerini yaş almamışların yaş aldıkça  geleceğimiz olduğunu bir kez daha hatırlayarak  doğru sorular sormalı diyaloğumuzu artırmalı kendi doğrularımızı diretmek yerine ortak doğrularımızı bulmalıyız .

Son günlerde içimizi acıtan olayların sebeplerinden biride bu bir gencimizin hayatına son vermesi üzerine derslerine giren bir eğitim görevlisi “keşke benim dersime yüz yüze eğitim devam etseydi seninle konuşa bilseydik , çözebilirdik “ diye sosyal medyadan yazdı .

Ben ve bizler kendi yankı odalarımızdan çıkıp yaş alacakları dinlemez anlamaya çalışmaz onların kabullerini yaşam tarzlarını kabullenmez, üstüne üstlük bana bizlere zarar gelmesin diye baskı altında tutmaya çalışır , bunun için çaba gösterirsek bize ve geleceğe umutla bakmamız pek mümkün değil gibi gözüküyor.

 Hep bir kurtarıcı beklemek hep bir kişiye sarılmaktan vaz geçip bütünün parçaları olarak var olmaya çalışan nesillerle bir araya gelsek mi , kinayelerimiz ile onları yormadan bir arada olsak mı , birey olarak kabul edip fikirlerine söylemlerini kabul noktasında önce saygı ve sevgi duysak mı?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve afyonhaberturk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.