Bugun...

ŞİDDET.

 Tarih: 17-09-2020 17:58:00  -   Güncelleme: 17-09-2020 18:56:00

Şiddet  

Toplumumuzda şiddet hat safhada. Şiddet karşıtı söylemler söylerken bile, birden işler kendi başlarına gelince, (zorbaya, zalime dönüşen kişi kendisi olunca) anlayış beklemeye başlayan insanlarla dolu etraf.
Halil Sezai’nin savunması da tıpkı bunun gibi. 

Şiddeti daima mağdur yönünden ele alacağız. 
Karşı taraf kendini bilmez bile olsa, sinirlerinize engel olamıyorsanız, o ortamı terk edeceksiniz. 
Kendinizden güçsüzlerle, çocuklarla, kadınlarla, yaşlılarla uğraşmayacaksınız. Hakkınızı küçük kabile kuralları gibi kendi belirlediğiniz kurallarla aramayacaksınız. 
Tabii ki hak için çokça kez konuşuyoruz, bir şeylerin yanlış, yetersiz olduğundan dem vuruyoruz.
 Bunu görerek hakkınızı medeni hukuk kurallarına göre arayacaksınız. 
Sizin kafa yapınıza göre herkes kendi cezasını kendi yöntemleriyle versin o zaman. Bu mu medeniyet?

Sanatçılar toplumda örnek duruş sergilemesi gereken insanlar.
 Bizler örnek almıyoruz sizleri, ama örnek alan gençler, çocuklar olabilir. 
Evet, yeri gelince bir diziden daha da çok etkiler sanatçılar gençlerin davranışını. 
Buna dokunabilmek bir lütuftur, tabii ki iyi kullanmasını bilene. Ama görüyorum ki, içinizde yaşadığınız toplumun düşünce seyrini değiştirmekle pek de ilgili değilsiniz.
Anlık coşkularla gelen “dünya değişsin” şeklindeki tutumlarımız, baş kaldırılarımız sadece minik huzurlu hülyalara dalmamızı sağlar. 
Dünyanın iyiye olan seyri çok yavaş ilerler.
 Üzgünüm, bizler şu an yer yüzünde yaşayan insanlar olarak iyileşmiş bir dünyayı görmeyeceğiz. 
Çok uzun zaman geçmesi gerekiyor. İnsanın duygu, düşünce evrimi yavaş seyrediyor ve değişiyor, hem de çok yavaş.
 Gerçekte öyle bir duruş sergilemek gerekiyor ki aslında, her insan kendini devirip yeni bir “ben” kurmalı.
Önce adapte olduğumuz çiğ dünyanın normlarını atmamız gerekiyor üzerimizden. 
Büyük fikirlere soyunmadan evvel kendimize bir an durup odaklanalım. 
Bu hayatımızda çok şeyi değiştirecek... 

Neyse ne diyordum, Halil Sezai’nin pişmanlıkla yazmış olduğu açıklama onunla hiçbir şekilde empati yapmamı sağlamadı. 
Benim de sinirimin zorlandığı, kırıldığım anlar olmuştur fakat bir insana saldırma eşiğine gelmedim. 
Kimse o üzerine yürüdüğünüz kişinin bu noktaya gelmenize sebep olan geçmişteki davranışlarına takılmadı, ben de dahil.
Her ne olursa olsun hakkınızı zorbalıkla değil, hukuk yoluyla aramalıydınız.
Şu saatten sonra hiçbir bahanenizin önemi olamaz. 

İşin bir de karşısındaki yaşlı insanın dini değerlerine saygısızlık edilmesi boyutu var. Bu çok kötü. 
Bizler çeşitli dinlere inananlar, inanmayanlar olarak aynı ülkeyi paylaşıyoruz. 
Bir tartışma esnasında iki ayağı üzerinde durmayı başarabilmiş medeni insanlar olarak “argumentum ad hominem” olaylarını artık geride bıraksak sanki çok daha sağlıklı bir iletişim halinde oluruz gibi geliyor. 
Biraz daha düzeyli tartışmalar yaşarız. 
Bununla birlikte doğması kaçınılmaz olan kutuplaştırıcı ifadelerden de arınmış olabilliriz. 
Sanatçılar ayrıştırıcı bir dille değil, daha bütüne hitap eden bir dille konuşmalı.

Sevgilerimle

  Bu yazı 507 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
YUKARI