Gözden Kaçırmayın

Sorunlu Bir yargı yılını geride bırakan yargı kurumu, yeni sorunlarla açılıyor.Sorunlu Bir yargı yılını geride bırakan yargı kurumu, yeni sorunlarla açılıyor.
Adalet Komisyonunda kabul edilip Meclis Genel Kuruluna sevkedilen kanun degisikligi teklifinde belli sayinin üzerinde üyesi olan barolarin bulundugu illerde dileyenin alternatif baro kurabilecegi (çoklu baro) seklinde bir düzenlemenin yer aldigi görülmüstür Her seyden önce sunu arz etmek isteriz ki, belli sayinin üzerinde üyesi olan barolarin bulundugu illerde dileyenin alternatif baro açmasi yani çoklu baro sistemine geçilmesi ile arka planinda yüzlerce yillik gelenek bulunan bir yapi yikilacaktir. Bu aslinda kadim bir gelenegin, insanligin ortak mirasi olan bir kurumun yikilmasi anlamina gelmektedir. Özetle niçin çoklu baro sistemi getirilmemelidir madde madde izah edelim: Her seyden önce bilinmelidir ki bu günkü haliyle barolar Anayasamizin 135.maddesinde düzenlenen “kamu kurumu niteligindeki meslek kurulusu”dur.   Kamu Kurumu niteligindeki meslek kuruluslari Anayasa’nin 135. Maddesinin korumasi altinda olup özlerine dokunacak bir degisiklik anayasa degismeden mümkün degildir!   Anayasamizin öngördügü meslek kurulusu modeli “korporasyon” tipi bir yapilanmadir. Bu yapinin en temel vasfi kurulus bakimindan yasallik (serbest kurulus modeli degil!) ve zorunlu üyelik/aidat uygulamasidir.   Çoklu Baro sistemi Kurulus bakimindan serbestlik anlamina geldigi için korporasyon modeline dolayisiyla Anayasa’nin 135. Maddesine aykiridir!   Ayrica bu modelin geregi olarak devlet, meslek kuruluslarini denetleyebilmektedir. Kamu gücüyle donattigi, kamu finansmaniyla destekledigi meslek kuruluslarinin devlet eliyle denetimi elbette çok dogaldir, olmasi gereklidir ancak bunun yapilabilmesi için meslek kuruluslarinin korporasyon olarak teskilatlanmasi sarttir. Aksi halde, zorunlu üyelik ve aidat anlamsiz hale gelecegi gibi, disiplin ve meslege kabulde yetki gibi kamu güçlerinin temeli ve dayanagi kalmamaktadir. Bu durumda ise kamu denetiminin de zorunlu olarak kaldirilmasi gerekir. Görülecegi üzere çoklu baro basit bir düzenleme degil, Anayasanin 135. Maddesinde tanimlanan ve Avukatlik Kanununda düzenlenen sistemi bastan asagiya yikarak degistirecek olan kapsamli bir degisiklik olacaktir.   Bu tasariyi hazirlayanlar en azindan sunu görmüs olmalilar : Çoklu baro düzenlemesine girisildiginde, avukatlik kanununun neredeyse tamamini elden geçirmek gerekmektedir. Bu da sunu gösteriyor ki , mevcut sistematigi ve gelenegi yikmadan çoklu baroyu getirmek mümkün degildir.   Sadece avukatlik kanunu mu? Tüketici Hakem Heyetleri, Hal Hakem Heyetleri gibi bir çok konuda mevzuat degisimi gerekmektedir. Çoklu baro tasarisini kaleme alanlarin daha simdilik akillarina gelmeyen CMK,HMK vs bir çok konuda düzenleme gerekecektir. Yani çoklu baro yargi mekanizmasini allak bullak edecektir!   Tasarida sadece adli yardim konusunda çikacak kargasaya çözüm getirilmeye çalisilmistir. Ancak bu çözüm, muhtemelen barolarin isleyisini bilmeyenlerce üretildigi için havada kalmistir. Adli yardim cari giderlerinden tutun da adli yardim bürolarinda istihdam edilen personelin durumuna kadar pak çok konuyu büyük bir kaos beklemektedir.   Üstelik CMK görevlendirmeleri, mahkemelerce talep edilen kayyum, vasi atamalari nasil olacaktir, bu hususta da bir çok sorun bizi beklemektedir   Anayasanin öngördügü sistemde, korporasyonlara bir takim kamu gücü ve görevine dair fonksiyonlar yüklenmektedir. Nitekim bu çerçevede barolara Meslege kabul ve meslekten çikarma Disiplin Staj kabul ve staj egitim Adli yardim CMK görevlendirmeleri Bunlar ve benzeri gibi pek çok kamu görevi yüklenmis olup barolar bu konuda yillardir basarili bir biçimde görevlerini ifa etmektedir.   Örnegin nasil ki baroya zorunlu üyeligin kaldirilmasi halinde, önemli bir kamu fonksiyonu olan disiplin denetimi ortadan kalkacaksa, çoklu baro sisteminde de mesleki disiplin, meslek gelenegi ve düzeninin ortadan kalkmasi kaçinilmaz olacaktir!   Korporasyon degil de kurulusta serbestlik ilkesinin geçerli olacagi çoklu baro sisteminde dernek veya sendika tarzi bir model karsimiza çikacak, bu ise illegal örgütlere hizmet edecek yapilarin baro semsiyesi ve zirhina kavusmasi sonucunu doguracaktir.   Savunma hakkinin, avukatlarin basi dik göre yapmasinin biricik teminati, tekçi yapisi ile barolar ve barolar birligidir. Gücü azaltilmis ve bölünmüs barolar, savunma hakkinin da sona ermesi sonucundan baska bir sey getirmez.   Kamuoyuna sizan çoklu baro tasarisina baktigimizda zimnen kamu kurumu niteliginin ortadan kalktigi anlasilmaktadir. Zaten çoklu baroya geçildiginde kamu kurumu niteligi gider, gitmesi gerekir!   Tasariyi hazirlayanlar da böyle bir yapi insa etmeye çalismislardir. Hem korporasyon (anayasal model budur) modelin kamu kurumu niteligi vasfi korunacak gibi yola çikilmis hem de dernek veya sendika modelindeki  yapida serbest teskilatlanma  esasi getirilmeye çalisilmistir. Yani azicik ondan, azicik bundan gibi bir yaklasimla eklektik, karma, belli prensiplere sahip olmayan bir yapi insa edilmeye çalisilmaktadir. Ama simdiden belirtilmelidir ki bu yapinin çalismasi mümkün degildir.   Korporatif yapi özümüze uygun, tarihi arka planimiz ve medeniyetimize muvafik bir yapidir, bir bakima ahilik ve lonca sisteminin günümüzdeki karsiligidir. Zaten, Avukatlik kanununda meslegin düzen, kural ve geleneginden söz edilmektedir ki iste bu düzen ve gelenek mevcut sistemdir.   Yukarida izah etmeye çalistigimiz hususlar çoklu baro sisteminin yaratacagi sakincalardan sadece bir kismidir. “Hadi gel yikalim su Süleymaniye’yi desen, Iki kazma kürek, iki de irgat gerek, Ancak hadi gel yapalim sunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek.”   Yüzlerce yillik bir arka plani olan bir gelenegin yikilacak olmasi gerçekten de üzücüdür. Saygilarimizla…