Geçen hafta bozkırın ortasında, sabahın ayazında kontağı çevirmeye çekinen babamın traktörün başında durdum. Direksiyondaki nasırlı el anahtarı çeviriyor, ama aklı tarlada değil, mazot göstergedeki kırmızı çizgide. Depodan eksilen her çizgi, sadece mazot değil. Bir ailenin umudunu, toprağın geleceğini, harmanın zenginliğini ve sofralarımızın bereketini eksiltiyor.
Son dönemde pompaya yansıyan her kuruşluk artış üreticinin bağrına düşen bir ateş. Şehirlerde yaşayanlar için bu ulaşım gideri olabilir. Lakin köyde durum öyle değil. Köylü için mazot lüks tüketim ya da keyfi bir ihtiyaç değil. Tohumu toprakla buluşturan, kuyudan suyu çıkaran, mahsulü vatandaşın sofralarına taşıyan en temel ihtiyaç.
Kırsal kalkınma, toplantı salonlarında hazırlanan raporlarla ya da tam anlamıyla çiftçinin ihtiyacını karşılayamayan teşviklerle sağlanamaz. Kırsal kalkınma, tarlayı süren köylünün bir sonraki günün mazot fiyatından korkmadığı yerde başlar.
Eğer biz üreticiyi küstürür, traktörü kapının önünde paslanmaya mahkûm edersek, yarın şehirdeki market raflarında ödeyeceğimiz bedel haline dönüşür. Bugün sübvanse etmekten kaçındığımız akaryakıtın katbekat fazlası olur.
Kırsalı ayakta tutmak bir lütuf olmamalı. Çiftçinin korunması üretimi artırmak değildir.
Ülkemizin gıda egemenliği, milletin bağımsızlığını, ekonomik gücünü koruma refleksidir. Aslında çözüm karmaşık formüllerde değil.
Üretim için harcanan giderlerin vergi yükünden kurtarmak, üreticiyi enflasyona karşı koruyacaktır.
Enflasyonun insafına bırakılmayan çiftçi hem geleceğe umutla bakar hem de genç nesillerin üretime katılmasını teşvik edecektir.
Yoksa yarın o traktörler tamamen stop ettiğinde, tarlalar tohumsuz, insanlar işsiz, sofralar ekmeksiz kalacaktır.
Milletimizin istikbali üretmekten geçmektedir. Çiftçimizin üretmesi için tohum, yakıt, gübre giderleri asgari düzeyde indirilmeli.
Zirai danışmanlık geliştirilip yaygınlaştırılmalı, sürdürülebilir tarım teknikleri kullanılmalıdır.
Niyazi ÖZTEKİN
Sosyolog-Aile Danışmanı
Ziraat Mühendisi













Yorumlar