Sizi ne zaman alacagi, ne zaman uçuracagi, ne zaman hedefinize ulastiracagi, sizin tavrinizla, durusunuzla, yaklasiminizla alakali bir süreci isaret eder. Sabir denen kavram, sinamalarla dolu bir yolun ilk kapisidir. Sabretmek, sabri verenin itimadini ve güvenini kazanmaktir. Büyüklerimiz hayat bir imtihandir derlerken, isaret ettikleri nokta daima sabir noktasi oldu. Sabrin sonu selamet denmesi de bu yüzdendir. Çalacaginiz kapiya uzanan ellerinizden önce, kalbinizde tasidiginiz istegin derecesinin ne oldugunu hiç düsündünüz mü? Kalplerde tasinan istegin derecesi denildiginde isin içine; Içtenlik girer, Samimiyet girer, Tevazu girer, Alçakgönüllülük girer, Hosgörü girer… Çalinan her kapinin neden hemen açilmadigi, bazen hiç açilmadigi, bazen açilmaktan ümit kesildigi anda açildigi, bazen kendiliginden açildigi bilinir. Binlerce yildir bu konularda efsaneler, masallar yazilmis ve anlatila gelmistir. Çalmadan açilan kapilarin var oldugunu da bilir bu konulari derinlemesine irdeleyenler. Lakin, çalinan kapi Hak kapisiysa, Hakkin kapisiysa, Riza kapisiysa, o kapiya varirsiniz da, çalarsinizda, o kapi ümit edenleri ümidine kavusturan kapidir. Dünya kapilari önünde bekletilmekle koca bir ömür tüketen bizlere, Açilmayan, Açilmak istenmeyen, Insanlarin kendi yaptiklari, Kendi koyduklari kapilar bir türlü açilmazken, Hakkin kapisi nasil açilir diye ümitsizlige düsmemek lazim. Çünkü; Hakkin kapisi, dünya kapilarindan hem çok daha yakin, Hem çaldigimizda yüzümüze kapanmayan tek kapidir. Rabbimize el açan, Hakkin divanina duran, Gözü yasli dua ve niyazlarda bulunan mümin gönüllerini geri çevirmeyen, Bos döndürmeyen bir kapidir. Inadina açilmayan, Hasislik eden, gurur ve kibir abidesi olarak kapali duran o yalan dünyanin kapilarina karsi, Kulum geldi, Bana geldi, Safa geldi, hos geldi diye açilan o kapilar var ya o kapilar, Bu yalan dünyanin açilmayan simsiki kapatilan kapilarina öyle büyük misaldir ki, Bu misali göremeyen gözlere yaziklar olsun denmistir. Rabbimiz, bizim ne zenginligimize, Ne üstümüze basimiza, Ne mevki ve makamimiza, Ne unvanimiza, Ne o çok övündügümüz asaletimize, Ne de malimiz ve mülkümüze bakar! Rabbimiz kalbimize bakar, kalbimize… Sevgi dolu bir kalp tasiyorsak, o sevgi dolu kalbi bize bahsetmisse bize Rabbimiz, inanin çalmadan açilan bir kapinin önünde oldugunuzu görürsünüz. Kalbimize ümidi yerlestiren, sabrettiren, sabredenlere mükafatlar bahseden, insan isteginin derecesini halisane ve tertemiz hale getiren, bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz, onun içindir ki, kimseyi bos çevirmez o kapilardan. “Hak serleri hayr eyler/ Zannetme ki gayr eyler / Arif ani seyr eyler / Mevla görelim neyler / Neylerse güzel eyler” diyen büyük Mutasavviflardan Erzurumlu Ibrahim Hakki’nin isaret ettigi husus ayni husustur. Hz. Mevlana, yüzyillar ötesinden, bakin nasil sesleniyor, “ Çalinan her kapi hemen açilsaydi, ümidin, sabrin ve istegin derecesi anlasilmazdi…”