Ramazan ayinda neler yapilir? Ramazan’da yapilacak ibadetler nelerdir? Ramazan’da yapilmasi tavsiye edilen ameller: 1. BÜTÜN AZALARINA ORUÇ TUTTUR Oruç, içimizdeki nefis canavarini zabt u rabt altina alan ve böylelikle insanin derûnundaki merhamet ve sefkat duygularinin inkisâfini saglayan rûhî bir disiplindir. Orucun Hak katinda makbûl olmasi için mîdenin açligina ilâveten dil, göz, kulak gibi diger uzuvlara da oruç tutturulmalidir. 2. MUHTAÇLARI SEVINDIR Ramazan’da yoksul, yetim, kimsesiz, çaresiz, hasta ve muhtaçlarin gözetilmesi, yüreklerin böyle kimselere uzanmasi ve onlarla bir gönül beraberligi yasanmasi Ramazan-i Serîf’in fazîletini yücelten en mühim müessirlerdendir. Zîrâ bu ibâdetler, yâni ehline verilen zekât ve sadaka gibi amel-i sâlihler, Cenâb-i Hakk’in afv ü magfiretini costurur. Feyiz ve bereketlere gark eder. Rahmet-i ilâhiyyenin kapilarini aralar. Azâbin yolunu kapatir. Inâyet-i ilâhiyye kapilarini açar. 3. SÜKÛTUNU ARTIR Oruçlu iken agza bir sey girmemesine dikkat edildigi gibi agizdan çikan her kelimeye de dikkat edilmelidir. Lisânimiz rahmet dili olmali ki kalplere saplanan bir diken olmasin. Giybet sebebiyle de mânen insan eti yiyerek haramla iftar edilmemelidir. (Hucurât, 12) 4. TEFEKKÜRÜNÜ ARTIR Allah Teâlâ kullarindan, gerek îmânin, gerekse ibâdetlerin yüksek bir suur ve idrâk içinde tezâhürünü istemektedir. Bu da ancak ilâhî azamet ve kudret akislarini tefekkür ile mümkündür. Tefekkürde derinlesmek ve böylece rûhu inkisâf ettirmek, kulun en mühim mes’ûliyetlerinden biridir. Böylece ibâdetlerde husûya, kalbin rikkat kazanmasina, muâmelâtta nezâkete ve ahlâkta kemâle erebilmek mümkün olacaktir. 5. ZIKRINI ARTIR Ramazan Ayinda Rabbimizi zikretmeye daha çok önem verilmelidir. Âyet-i kerîmede buyrulur: “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah-aksam Rabbini an. Gâfillerden olma!” (el- A’râf, 205) Bu konuda Allâh Resûlü söyle buyurur: “Allâh’i sevmenin alâmeti, Allâh Teâlâ’yi zikretmeyi sevmektir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagîr, II, 52) 6. BES VAKIT NAMAZI CAMIDE KIL Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- cemaatle namaz kilma husûsunda ileri sürülen hiçbir mâzereti kabûl etmemis, Müslümanlarin hâllerini ve sartlarini ezâna göre ayarlamalarini istemistir. Nitekim Abdullâh bin Ümm-i Mektûm -radiyallâhu anh- Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek: “–Yâ Resûlallâh! Gözlerim görmüyor ve evim de câmiye uzak. Bir kilavuzum var, o da bana yardimci olmuyor. Namazi evimde kilmama izin verir misiniz?” diye sordu. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-: “–Ezâni duyuyor musun?” diye sordu ve “evet” cevâbini alinca: “–Senin için (cemaate gelmemen husûsunda) bir ruhsat bulamiyorum.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 46/552) 7. TERAVIH NAMAZI KIL Ebû Hüreyre’den -radiyallahu anh- rivayet edildigine göre Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu:“Kim Ramazan’in faziletine inanarak ve sevabini Allah’tan bekleyerek terâvih namazini kilarsa, geçmis günahlari bagislanir.” (Buhârî, Îmân 37 ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174.) Yine Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurur: “Allâh Teâlâ Ramazan’da orucu farz kildi, ben de (terâvîh) namazini sünnet kildim.” (Ibn-i Mâce, Salât, 173) 8. IFTAR VER Ramazanda bir oruçluyu iftar ettirmenin ecri büyüktür. Iftari verme hususunda Zeyd Ibni Hâlid el-Cühenî’den -radiyallahu anh- rivayet edildigine göre Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu: “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanir. Oruçlunun sevabindan da hiçbir sey eksilmez.” (Tirmizî, Savm 82) 9. UMRE YAP Imkâni olanlar için Ramazan ayi içerisinde umre yapmak çok faziletlidir. Nitekim Abdullah Ibni Abbâs’tan -radiyallahu anh- rivayet edildigine göre Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu: “Ramazan ayinda yapilan umre, tam bir hac sayilir, yahut da benimle birlikte yapilmis bir haccin yerini tutar.” (Buhârî, Umre 4) 10. IFTARIYELIK DAGIT Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu: “Kim bu ayda bir oruçluya iftar verirse, bu onun günahlarinin bagislanmasina, Cehennem azâbindan kurtulmasina ve kendi mükâfatindan hiçbir sey eksilmeden bir oruç tutma sevâbina daha nâil olmasina vesîle olur.” Bunu isiten sahâbîler: “–Ey Allâh’in Elçisi! Hepimiz bir oruçluyu doyuracak kadar yiyecege sahip degiliz.” dediler. Resûlullah Efendimiz bunun üzerine: “–Kim bir oruçluyu bir hurma ile veya içecek su ile veya tadimlik bir süt ile iftar ettirirse, Allah ona bu sevâbi verir.”buyurdu. (Ali el-Müttakî, VIII, 477/23714) 11. BIR YETIM SEVINDIR Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, üç yetim yavrunun ihtiyaçlarini karsilayan kisinin, gecelerini ibadet, gündüzlerini oruçla geçiren ve her seyini fedâ ederek gece-gündüz Allah yolunda kosan kisi gibi sevap kazanacagini beyan etmistir. (Ibn-i Mâce, Edeb, 6) Yine söyle buyurmustur: “Bir kimse, müslümanlarin arasinda bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç islemedigi takdirde, Allah Teâlâ onu mutlakâ cennete koyar.” (Tirmizî, Birr, 14/1917) “Bir kimse sirf Allah rizâsi için bir yetimin basini oksarsa elinin dokundugu her saç teline karsilik ona sevap yazilir…” (Ahmed, V, 250) 12. SAHURLARI IHMAL ETME Hz. Enes’ten rivayet edildigine göre Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu: “Sahur yapiniz, zira sahurda bolluk-bereket vardir.” (Buhârî, Savm 20; Müslim, Siyâm 45) 13. KUR’AN HATMI YAP Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bilhassa Ramazan ayinda Kur’ân-i Kerîm’e daha fazla ehemmiyet verirdi. Dostu Cebrâil Aleyhisselam ile bu ayda her gece Kur’ân-i Kerîm’i mukàbele ederlerdi. Vefâtindan önceki Ramazan’da ise bu mukàbeleyi iki kere yapmislardi. (Bkz. Müslim, Fedâil 50.) Resûlullah, Kur’ân-i Kerîm’i, Cebrâil Aleyhisselam’dan sonra bâzi sahâbîleriyle de mukàbele ederdi. (Ahmed, I, 405) 14. DUANI ARTIR Ibâdetlerin özü olan duâ, kulun benliginden siyrilarak Rabbine siginmasidir. Allâh ile kul arasinda en mühim bir mânevî bag durumundadir. Bu bagi koparanlar, Hak katindaki degerlerini de zâyi etmis olurlar. Ramazan ayinda bilhassa gecelerde ve oruçlu iken rabbimize yalvarmali ve ona siginmaliyiz. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur: “(Resûlüm!) De ki: Sizin (kulluk ve) yalvarmaniz olmasa, Rabbim size ne diye deger versin?!..” (el-Furkân, 77) 15. IFTAR DAVETINE GIT Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: "Müslümanin Müslüman üzerinde alti hakki vardir" buyurdu. Ashab'in bunlarin neler oldugunu sormalari üzerine söyle devam etti: "Karsilastigin zaman ona selâm ver; seni davet ettigi zaman davetine git; senden ögüt istedigi zaman ona ögüt ver: aksirdigi zaman "elhamdülillah " derse yerhamükellah (Allah sana rahmet etsin!) de; hasta oldugu zaman onu ziyaret et, öldügü zaman cenazesinde bulun." (Tirmizî, Edeb,1; Nesâî, Cenâiz, 52; Ibn Mâce, Cenâiz. 1) 16. TEHECCÜD KIL Allah Teâlâ, teheccüd namazini Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e husûsî olarak farz kilmistir. Bizler de Ramazan-i Serif içerisinde sahura kalktigimizda en az 2 rekat teheccüd namazi kilmaya gayret etmeliyiz. Nitekim âyet-i kerîmede söyle buyrulur: “Gecenin bir kisminda da sâdece sana mahsus bir fazlalik olmak üzere Kur’ân ile teheccüd namazi kil. Umulur ki Rabbin seni Makâm-i Mahmûda eristirir.” (el-Isrâ 17/79) Teheccüd namazi ile ilgili Resûlullâh buyurdular: “Gece namazina devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah’a yakinlik günahlara kefaret olup insani bedeni hastaliklardan korur ve günahlardan uzaklastirir.” (Tirmizi, Deavât, 101) 17. ITIKÂFA GIR Ibni Ömer -radiyallahu anh- söyle dedi: Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ramazan’in son on gününde i’tikâfa çekilirdi. (Buhârî, I’tikâf 1, 6; Müslim, I’tikâf 1-4.) Hz. Ayse’den rivayet edildigine göre Hz. Peygamber vefat edinceye kadar Ramazan’in son on gününde itikâfa girmistir. Vefatindan sonra esleri itikâfa girmeye devam ettiler. (Buhârî, I’tikâf 1; Müslim, I’tikâf 5.) 18. KÜSLERI BARISTIR Peygamber Efendimiz’in beyânina göre; pazartesi ve persembe günleri kullarin yaptiklari isler Allah Teâlâ’ya arz edilir. Din kardesi ile arasinda düsmanlik bulunan kisi hâricinde, Allâh’a sirk kosmayan her kulun günahlari affedilir. Meleklere; “Su iki kisinin af edilmesini birbirleriyle barisincaya kadar erteleyin!” diye tembih edilir. (Müslim, Birr, 35-36; Ebû Dâvud, Edeb, 47) Islâm kardesligini zedelemenin, Allâh’in merhametinden mahrum birakan agir bir îman zaafi oldugu da, âyet-i kerîmelerde söyle ifâde buyrulur: “Mü’minler ancak kardestirler. Öyleyse kardeslerinizin arasini düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (el-Hucurât, 10) “…Siz (gerçek) mü’minler iseniz Allah’tan korkun, (mü’min kardesleriniz ile) aranizi düzeltin, Allah ve Rasûlü’ne itaat edin.” (el-Enfâl, 1) 19. HER GÜNE BIR SADAKA VER Bir adam Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘e gelerek: “-Yâ Resûlallâh! Hangi sadaka ecir bakimindan daha büyüktür?” diye sordu. Allâh Resûlü -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-: “-Ramazan-i Serîf’de verilen sadaka…” (Tirmizî) buyurdular. 20. IFTAR AÇMAKTA ACELE ET Iftar açarken acele etmek gerekir. Nitekim Ebû Hüreyre’den -radiyallahu anh- rivayet edildigine göre Resûlullah söyle buyurmustur: “Allah Teâlâ söyle buyurdu: Kullarimin bana en sevgili olani, oruç açmakta acele davranandir.” (Tirmizî, Savm 13) 21. SALAT Ü SELAMI ARTIR Ahirette Peygamber Efendimiz’e yakin olmak için her daim salavat getirmelidir. Ramazan-i Serif’te salavatlarimizi çogaltabiliriz. Nitekim ayet-i kerîmede buyrulur: “Süphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56) Abdullah bin Mesut Hazretlerinden rivâyet edildigine göre Resûlullah söyle buyurmustur: “Kiyâmet günü insanlarin bana en yakin olani, bana en çok salât ü selâm getirenidir.” (Tirmizî, Vitir, 21/484) 22. ISLEDIGIN HAYIRLA SEVIN Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, sahip oldugu seyleri sadaka olarak verme husûsunda hiçbir insana benzemezdi. O’nun sadaka verisi, fakîrlikten korkmazcasina bir veristi. Sadaka vermek, kendisi için en büyük bir hazdi. O’nun vermekten duydugu sevinç, ihtiyaci olup da O’ndan alanin duydugu sevinçten kat kat daha fazlaydi. Hayir islemede insanlarin en cömerdiydi. Sag eli bereket saçan bir rüzgâr gibiydi. Bir ihtiyaç sahibi, O’na derdinden söz açtigi zaman çok duygulanir, onu kendisine tercîh eder, bazen yemegini, bazen de üzerindeki elbisesini verirdi. 23. SON ON GECEYI IHYA ET Aise -radiyallahu anh- söyle dedi: “Ramazan ayinin son on günü gelince, Resûlullah geceleri ibadetle ihyâ eder, ailesini uyandirir, kulluga soyunup paçalari sivardi.” (Buhârî, Leyletü’l-kadr 5) 24. ÇOCUKLARI ORUCA ALISTIR Ramazan’da çocuklarimizi oruca alistirmakla ilgili bir gündemimiz de olmali. Bu konuda insanimizin zaman içerisinde buldugu uygulamalardan faydalanabiliriz. Mesela çocuklarimiza tekne orucu tutturabiliriz. Anadolu’da eskiden Ramazan ayinda oruç tutan yaslilar ve çocuklarin, zorlandiklari durumlarda mutfaklardaki büyük ekmek teknesinin arkasina geçerek yemek yiyip, oruçlarina kaldiklari yerden devam ederler, buna da “Tekne Orucu” derlerdi. Yine mesela çocuklarin oruçlarini satin alarak onlari tesvik etmek ve sevindirmek de oruca isinmalarina vesile olacaktir. 25. TEVBENI ARTIR Ramazan ayi af ve magfiret ayidir. Ramazân-i Serîf’i lâyikiyla ihyâ edenler, sayisiz nîmetlere nâil olurlar. Ona duyarsiz kalanlar ise, dehsetli bir mahrûmiyete dûçâr olurlar. Zîrâ hadîs-i serîfte Peygamber Efendimiz söyle buyurur: “Cebrâîl Aleyhisselam bana göründü ve; «Ramazan’a erisip de günahlari affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi. Ben de «Âmîn!» dedim…” (Hâkim, IV, 170/7256; Tirmizî, Deavât, 100/3545) Yine Hazret-i Peygamber: “Ben, günde yüz kere istigfâr ederim…” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuslardir. 26. BAYRAMIN, BASKASINA BAYRAM OLSUN Gerçek bayram, genis bir rahmet ve gufrân iklîmi, sonsuz bir afva mazhar olan müslümanlarin derin bir îmân heyecani içinde birbirleriyle kaynastigi muhtesem hâtirâlarla dolu mübârek bir gün olmalidir. Bayram, büyük-küçük, muzdarip-sihhatli, zengin ve fakîrin müsterek bir sürûr günüdür. Onlarin hepsinin memnûn olmasi, bayramlarin gerçek mânâsinin yasanmasi ile mümkündür. Bu îtibarla bayram, yaradandan ötürü bütün mahlûkâta sevgi, sefkat, nezâket ve muâvenete vesîle olan bir gündür. Rabbimiz, dünyâ hayatini bizler için bir Ramazan-i Serîf eyleyip kiyâmet sabahini hakîkî bir bayram eylesin! 27. FITRE VER Ramazan Bayrami’na yetisen ve temel ihtiyaçlarinin disinda belli bir miktar mala sahip olan Müslümanlarin kendileri ve velâyetleri altindaki kisiler için yerine getirmekle yükümlü bulunduklari mâlî ibadete fitre denir. Ramazan ayi içinde fitreleri vermek gerekir. Abdullah Ibn Ömer’den -radiyallahu anh- söyle dedigi nakledilmistir: “Hz. Peygamber fitir sadakasini (fitreyi) köle, erkek, kadin, küçük ve büyüklere farz kilmis ve insanlar (bayram) namazina çikmadan önce verilmesini emretmistir.” (Buhârî, Zekât, 76; Müslim, Zekât, 12 .) 28. INFAKINI ARTIR Ibni Abbâs -radiyallahu anh- söyle dedi: Rasûllullah insanlarin en cömerdi idi. Onun en cömert oldugu anlar da Ramazan’da Cebrâil Aleyhisselam’in, kendisi ile bulustugu zamanlardi. Cebrâil Aleyhisselam, Ramazan’in her gecesinde Hz. Peygamber ile bulusur, (karsilikli) Kur’an okurlardi. Bundan dolayi Rasûlullah, Cebrâil Aleyhisselam ile bulustugunda, esmek için engel tanimayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranirdi.” (Buhârî, Bedü’l-vahy 5, 6, Savm 7, Menâkib 23, Bed’ul-halk 6, Fezâilü’l-Kur’ân 7, Edeb 39) 29. ORUCUNU ZEDELEME Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün; “–Oruç, oruçluya yakismayan seylerle (nefsânî arzularla) zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandir.”buyurdu. Ashâb-i kiram; “–(Oruçlu) onu ne ile zedeler?” diye sorunca Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; “–Yalan ve giybetle… (yani diliyle…)” cevabini verdiler. (Nesâî, Siyâm, 43) Yine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurur: “Oruç tutan kimse; yalan, dolan ve bu gibi seylere basvurmamalidir. (Zira) insanlari (sadece) yemek ve içmekten alikoyacak bir oruca Cenâb-i Hakk’in ihtiyaci yoktur.” (Buhârî, Kitâbu’s-Savm; Tirmizî, Bâbu’s-Savm; Ebû Dâvûd, Savm, 236; Ibn-i Mâce, 122) 30. IHLASINI ARTIR Ibâdetlerin kemâlini artiran; kalp temizligi, niyet berrakligi ve samîmiyettir. Nefsânî menfaat düsüncelerinin karistigi, Hak rizâsindan gayri gâyelerin ortak edildigi ibâdetlerden bir hayir umulamaz. Nitekim bir hadîs-i serîfte söyle buyrulur: “Nice oruç tutanlar vardir ki, orucundan kendisine kuru bir açliktan baska bir sey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kilanlar vardir ki, namazlarindan kendilerine kalan, yalniz uykusuzluktur.” (Ibn-i Mâce, Siyâm, 21) Kaynak: Altinoluk Dergisi, Sayi: 399













Yorumlar