Tiyatrocular için hayat, hiçbir dönemde olmadigi gibi, simdilerde de güllük gülistanlik degil… Pandemi darbesinin üstüne ekonomik kosullar, tiyatronun bir ‘kamu hizmeti’ olarak görülmemesi, aylarca kapali kalan mekânlar için ödenmek zorunda kalinan kiralar, yetersiz devlet ve yerel yönetim destekleri, ‘ödenmeyen/ödenmeyecek olan’ kabarik faturalar (örnegin Moda Sahnesi’nin sürdürdügü elektrik faturasi direnisi) derken Türkiye’de tiyatro yapmak, hele ki ‘bagimsiz tiyatro yapmak’ tam anlamiyla bir inat meselesine dönmüs durumda… Biz yine de her zaman oldugu gibi yüzümüzü günese çevirelim istiyoruz; 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü vesile edip hayatin durmayan nabzini, umudu, neseyi, heyecani ve sahnede can bulan yaratim gücünü animsamaktan yana duruyoruz… Tiyatronun ve hayatin tatli, hikâyeci, oyunbaz, sürprizli yüzünden yana olan herkese selam vererek bu güzel günü kutluyoruz… Tiyatroya emek veren 20 isme, seyirciye önerdikleri oyunlari sorduk. Bu hafta bir oyun seyredin diye…













Yorumlar