Gözden Kaçırmayın
Cansuyu Derneği 2026 Teşkilat ve Eğitim Kampı Haymana’da düzenlendiCAMİİ VE SOSYAL HAYAT
Medeniyetimizde camiler sadece ibadet edilen mekanlar değil aynı zamanda sosyal hayatı şekillendiren, sahih dini bilgileri çocuk, genç, yaşlı, erkek kadın, toplumdaki her bireye öğreten eğitim merkezleridir.
“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir.” (Al-i İmran, 3/96.) ayetinden anlarız ki, insanoğlunun sığınacağı, yöneleceği, toplu bir şekilde ibadet edeceği bir mabede ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç da Hz. Adem'in temelini attığı yeryüzünün ilk mescidi Kabe ile tecessüm etmiştir.
Sevgili Peygamberimiz’in de; Medine'ye hicreti esnasında mola verdiği Kuba'da, temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescidi, sonra Medine’de Mescid-i Nebevi'yi inşa etmesi Kabe'nin şubeleri olan camilerin toplumsal hayattaki vazgeçilmez yerini açıkça ortaya koymaktadır.
Camiler, yüce dinimizin sembolü, şehirlerin can damarı, mahallelerin kalbi ve Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde kenetlendiği manevi sığınaklardır. Şehirlerin Allah’a en sevimli olan mekânları olan camiler, (Müslim, Mesâcid, 288) makam-mevki, fakir-zengin farkı gözetmeksizin, biz olma bilinciyle aynı safta el bağlayarak kıyam eden kişiler sayesinde, kardeşliğin pekiştiği, dertlerin paylaşıldığı, dayanışmanın arttığı, gönüllerin teselli bulduğu, güven ve barışın kök saldığı huzur iklimleridir.
Nitekim Allah Resulü (sas), camiyle kurulan bu köklü bağı; “Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescidi vatan edindiği (çok gitmeyi alışkanlık haline getirdiği) zaman Allah’ın onun bu halinden duyduğu sevinç, tıpkı gurbette adamı olan kimselerin, onun yanlarına dönmesiyle (ona kavuşmaktan) duydukları sevinç gibidir.” (İbn Mace, Mesacid 19.) ve “Sabah veya akşam camiye giden kimseye, her gidişi için Allah cennette
bir ikram hazırla(tı)r.” (Buhâri, Ezan 37) müjdeleriyle taçlandırmıştır.
Rabbimiz ise Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder…” (Tevbe, 9/18.) Bu ilahi fermanda geçtiği üzere; camileri imar etmek yalnızca taşını, duvarını ve kubbesini yükseltmek değil, ilimle, irfanla, ibadetle, salih amellerle manen ihya etmektir.
Kalbi camilere bağlı Müslüman, başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insandan biri olacaktır. (Buhari, Ezan 36) Camiyi hayatın merkezine alan bir toplum ise hem manevi kimliğini muhafaza edecek hem de geleceğini ilahi rızaya uygun olarak sağlam esaslar üzerine yükseltecektir.






Yorumlar
Yorum Yap