Al Bayrağın Gölgesinde Bir Ömür: Cumhuriyet Bizim Can Damarımızdır
Her yıl 29 Ekim gelip de sokaklarımızı al bayraklar sardığında, o kırmızı-beyaz rengin caddelere kattığı o muazzam ruha baktığımda içimde hep aynı tarifsiz fırtına kopuyor. Pencereden dışarıyı izliyorum; ellerinde minik bayrakları sallayan çocukların gözlerindeki o pırıl pırıl heyecanı görüyorum. İşte o an, bu topraklara ait olmanın, bu şanlı tarihin bir parçası olmanın gururuyla boğazım düğümleniyor, içim içime sığmıyor.
O çocukların o saf sevinci, geleceğe dair en büyük teminatımız, en güzel yarınlarımız. Ama o gülüşlerin arkasında, bu toprakların ödediği o devasa bedeller, yazıldığı o destansı mücadeleler var. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatanı bize armağan edenler yalnızca topraklarımızı kurtarmadı. Onlar, bu milletin kendi kaderini kendi ellerine alabilmesi, kendi geleceğini özgürce çizebilmesi için yepyeni bir güneş doğurdular.
O dönemin şartlarını bir düşünün... Çarıksız ordular, tükenmiş bir ekonomi, yokluklar ve imkânsızlıklar silsilesi... Akıl almaz zorluklara, dışarıdan ve içeriden gelen onca engele rağmen bu millet bir an olsun pes etmedi. Çünkü inançları, bağımsızlık aşkları her türlü zifiri karanlığı yenecek kadar büyüktü. Umudun ateşini bir an bile söndürmediler.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte bu ülkenin tapusu gerçek sahibine, yani aziz millete teslim edildi. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" denildiğinde, kul olmaktan çıkıp bu vatanın özgür efendileri olduk. Bugün sokaklarda başımız dik yürüyebiliyorsak, özgürce düşünebiliyor, dilediğimiz gibi eğitim alabiliyor ve bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olabiliyorsak; bilmeliyiz ki bunların hepsi, geçmişin o karanlık dehlizlerinden bu aydınlığı çıkaran kahramanların bize bıraktığı mukaddes birer emanettir.
İşte tam da bu yüzden, bugün biz Türk insanına düşen en büyük sorumluluk, bu emanete gözümüz gibi bakmaktır.
Bugün Cumhuriyet’e sahip çıkmak, sadece takvim yapraklarında kalan resmi bir kutlamadan ibaret değildir.
Cumhuriyet’e sahip çıkmak; bu vatanın her karış toprağına sevdalı olmak, birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize halel getirmemektir
Komşumuzla olan bağımızı koparmamak, üretmek, çalışmak, bu ülkenin bilimde, sanatta, sporda en ileri gitmesi için canla başla ter dökerek koşturmaktır.
Çocuklarımızın yarınlarına umutla bakabilmesi, ezanımızın bu gök kubbede özgürce yankılanmaya devam etmesi için bu bayrağı yere düşürmemek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyet, bu topraklarda kimsesizlerin kimsesidir; mazlumların sığınağı, hürriyetin ta kendisidir. Ona zeval gelirse, yarınımız da geleceğimiz de karanlıkta kalır.
Bugün evlatlarıma bakarken içimden hep aynı cümle geçiyor ve her Türk evladının kalbine kazınması gerektiğini biliyorum: "Bu bayrak, bu Cumhuriyet bizim şerefimizdir. Onu korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere daha da parlak bir şekilde devretmek boynumuzun borcudur."













Yorumlar