Gazetecilik; kamuoyunu doğru, tarafsız ve teyit edilmiş bilgiyle buluşturma sorumluluğu taşıyan, emek ve etik isteyen bir meslektir. Ancak ne yazık ki ülkemizde son yıllarda “gazeteci” sıfatı, bir sosyal medya hesabı açmak ya da adına “ajans” denilen sayfalar kurmak kadar kolay hale gelmiştir. Bu durum, dürüst gazeteciliğin itibarını zedelediği gibi, gerçekten sahada emek veren gazetecileri de ciddi şekilde mağdur etmektedir. Gerçek gazeteciler; yağmurda, soğukta, sıcakta, kimi zaman can güvenliği riski altında çalışır. Olay yerinde haber kovalar, bilgiyi doğrular, kaynak teyidi yapar, etik ilkelere uymaya özen gösterir. Çoğu zaman sigortalıdır, vergi öder, çalıştığı kurumun sorumluluğunu taşır. Buna karşın, hiçbir resmi kaydı olmayan, basın meslek ilkelerine uymayan ve masa başından kopyala–yapıştır yöntemleriyle içerik üreten “merdiven altı gazeteciler”, sosyal medyada daha görünür hale gelmektedir. Bu adaletsizlik, emeğiyle geçinen gazetecilerin hem ekonomik hem de mesleki itibar açısından geriye itilmesine neden olmaktadır. Sosyal medyada “bilmem ne ajans” adıyla açılan sayfaların bir kısmı; haber doğrulama yapmadan, etik sınır gözetmeden, çoğu zaman da kamuoyunu yanıltacak paylaşımlar üzerinden gelir elde etmektedir. Reklam, tanıtım ya da bağış adı altında kazanılan bu paraların vergisi ödeniyor mu? Devlete karşı sorumluluk yerine getiriliyor mu? Bu sorular ne yazık ki çoğu zaman cevapsız kalıyor. Vergisini düzenli ödeyen, yanında insan çalıştıran, sigorta yapan, kira ve ekipman masraflarını karşılayan medya kuruluşları açısından bu durum açık bir haksız rekabettir. Aynı zamanda vicdani bir soruyu da beraberinde getirir: Emek ve sorumluluk olmadan kazanılan bu paralar gerçekten helal midir? Öncelikle, gazeteciliğin bir meslek olduğu gerçeği yeniden hatırlatılmalıdır. Basın kartı, meslek örgütleri ve etik ilkeler güçlendirilmelidir. Denetimsiz sosyal medya yayıncılığı ile profesyonel gazetecilik arasındaki fark, kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır. Devletin, dijital mecralarda yapılan yayınları daha şeffaf ve adil bir şekilde denetlemesi; vergi ve yasal sorumlulukların herkes için eşit uygulanması büyük önem taşır. Aynı zamanda toplum olarak, kaynağı belli olmayan, doğruluğu şüpheli içerikleri paylaşmaktan kaçınmalı, emeğe ve dürüstlüğe değer veren yayınları desteklemeliyiz. Gazetecilik; kolay para kazanma aracı değil, kamu yararına yapılan onurlu bir meslektir. Merdiven altı medya düzeni sürdükçe, gerçek gazeteciler kaybetmeye devam edecek, toplum ise yanlış bilgiyle yönlendirilecektir. Dürüst gazeteciliğin yaşaması, hem meslek onuru hem de sağlıklı bir toplum için şarttır. Bu mücadele, yalnızca gazetecilerin değil, hepimizin sorumluluğudur. Dürüst Gazetecilik mi, Merdiven Altı Medya mı?
Sahada Emek Veren Gazeteciler Mağdur Ediliyor
Sosyal Medya Ajansları ve Helallik Tartışması
Bu Sorun Nasıl Aşılır?
Sonuç













Yorumlar