Afyonkarahisar’da son günlerde sadece bir idari değişim değil, aynı zamanda bir hissiyat değişimi de yaşanıyor.

 Çünkü bir şehre gelen her yönetici görevini yapar; ama bazıları o şehri hissetmeyi seçer. İşte Dr. Naci Aktaş, göreve başladığı ilk günlerden itibaren tam da bunu yapan bir profil çiziyor.

Bir şehri tanımak; sadece rapor okumak, toplantılara katılmak ya da protokol ziyaretleri gerçekleştirmek değildir.

O şehrin sabah çorbasında, esnafın siftahında, yaşlının duasında, gencin umudunda saklıdır gerçek hikâye.

 Ve görünen o ki Sayın Vali, bu hikâyeyi masa başında değil, sahada okumayı tercih ediyor.

Vatandaşın aslında istediği vali profili de tam olarak budur. Ulaşılabilir, samimi, dinleyen ve gerçekten anlayan bir yönetici…

Kapısı açık olan değil sadece, gönlü açık olan bir yönetici. İnsanlar artık “makamda oturan” değil, “yanında yürüyen” bir idareci görmek istiyor. Çünkü dert, anlatıldıkça hafifler; ama anlaşılırsa çözülür.

Bayramlar ise bu bağın en güçlü kurulduğu zamanlardır.

Bir valinin protokoldeki yerinden çıkıp vatandaşın sofrasına misafir olması, bir çocuğun başını okşaması, bir yaşlının elini tutması… 

Bunlar küçük gibi görünen amakalpte büyük yer eden dokunuşlardır.

 Sayın Vali’nin bayramda vatandaşla kucaklaşması, sadece bir gelenek değil; aynı zamanda bir gönül köprüsüdür.

Özellikle küçük bürokratik dokunuşlar var ki, belki manşet olmaz ama hayat değiştirir.

Bir kurumda bekleyen bir dosyanın hızlanması, bir köy yolunun fark edilmesi, bir vatandaşın derdine anında çözüm bulunması…

 İşte devletin sıcak yüzü tam da burada kendini gösterir.

Büyük projeler elbette önemlidir; ama bazen küçük bir çözüm, bir insanın dünyasını değiştirir.

Afyonkarahisar bugün sadece yeni bir valiyle değil, yeni bir umutla tanışıyor

. Çünkü bu şehir, kendisini anlayan ve değer veren bir yöneticiyle çok daha güçlü bir bağ kuracaktır.

Ve belki de en önemlisi şu: İnsanlar artık sadece yönetilmek değil, görülmek istiyor.

Anlaşılmak istiyor. 

Değerli hissetmek istiyor.

Eğer bir vali bunu başarabiliyorsa, görevini sadece yapmıyor; iz bırakıyor demektir.