Her gün milyonlarca insan yollarda…

Kimi işe yetişme telaşında, kimi sevdiklerine kavuşmanın heyecanında, kimi de hayatın yükünü omuzlarında taşıyor. Ama bu yolculukların görünmeyen bir kahramanları var: Direksiyon başındaki şoför esnafı.

Taksici, minibüsçü, hafif ticari araç sürücüsü…

Yaklaşık 2.7 milyon emekçi, alın terini direksiyon başında döküyor.

Onlar sadece bir yerden bir yere taşımaz bizi; kimi zaman bir hastayı yetiştirir, kimi zaman bir askeri uğurlar, kimi zaman bir düğünün neşesine ortak olur.

İnsanların sevincine de hüznüne de tanıklık ederler.

Gece-gündüz demeden, yağmur-çamur dinlemeden yollardadırlar.

Uykusuzlukla, stresle, trafikle mücadele ederler. Ama yine de direksiyona geçtiklerinde en büyük sorumlulukları şudur:

Can taşımak. Ve bu sorumluluğu her gün, her saat omuzlarında hissederler.

Peki bizler…

Onlara yeterince değer veriyor muyuz?

Gideceğimiz yere vardığımızda içten bir “Teşekkür ederim kaptan, sağ salim ulaştırdın” demek çok mu zor? Ya da küçük bir tebessüm…

Belki de bütün günün yorgunluğunu unutturacak tek şey bu.

Çoğu zaman acelemizden, dalgınlığımızdan ya da alışkanlıklarımızdan dolayı bunu ihmal ediyoruz.

Oysa karşımızdaki insan da bir baba, bir anne, bir evlat…

O da hayat mücadelesi veriyor.

O da saygıyı ve değeri hak ediyor.

Unutmayalım; direksiyon başındaki o insanlar sadece şoför değil, aynı zamanda bizim güvenliğimizin emanet edildiği emekçiler.

Onlara göstereceğimiz küçük bir saygı, büyük bir fark yaratır.

Bugün bir yolculuk yaptığınızda, inerken bir an durun.

Gözlerinin içine bakın ve bir teşekkür edin. Belki de o gün onun için en kıymetli söz bu olacaktır.

Çünkü bazen bir tebessüm,

kilometrelerce yolun yorgunluğunu alır.

Sevgiyle Kalın sevgili okurlarım