Bazen sessizce olur.
Önce kelimeler değişir, sonra cümleler, ardından düşünce biçimi... En sonunda da insanlar kendi kültürüne yabancılaşır.
Bugün sokakta yürürken gençlerin konuşmalarına kulak verin. Kurdukları cümlelerin içinde Türkçeden çok yabancı kelime duyacaksınız. "Okey", "bro", "cringe", "random", "like", "story", "cancel", "trend"... Sanki Türkçemiz bu duyguları anlatmaya yetmiyormuş gibi...
Peki suçlu kim?
Kolay olan, "Z kuşağı bozuldu" demektir. Zor olan ise aynaya bakıp, "Biz nerede hata yaptık?" diye sormaktır.
Çocuklarımızı biz yetiştirdik. Onların izlediği programlara, kullandığı telefonlara, saatlerce vakit geçirdiği sosyal medya platformlarına çoğu zaman sessiz kaldık. Evlerimizde kitapların yerini ekranlar aldı.
Ailece yapılan sohbetlerin yerini kısa mesajlar aldı. Kelimelerimiz kısaldıkça düşüncelerimiz de sığlaştı.
Oysa dil, bir milletin ruhudur.
Türkçe; 'nin sevgisidir, 'ın türküsüdür, 'ın haykırışıdır, 'ün "Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir." sözünde hayat bulan ortak değerimizdir.
Bir dil kaybolduğunda sadece kelimeler kaybolmaz. O kelimelerle anlatılan hatıralar, masallar, ninniler, dualar, atasözleri ve türküler de sessizliğe gömülür.
Elbette yabancı dil öğrenelim. Dünyaya açılalım. Bilimde, teknolojide ve ticarette güçlü olalım. Ancak başka dilleri öğrenirken kendi dilimizi ihmal edersek, dünyaya açılan bir kapı değil, kendi evimizin kapısını kapatmış oluruz.
Bugün birçok genç, dedesinin kullandığı bazı kelimeleri anlamıyor. Yarın torunlarımız, bugün yazdığımız yazıları anlayamaz hâle gelirse buna şaşırmayalım. Çünkü dil, kullanılmadığında yavaş yavaş unutulur.
Gençleri eleştirmek yerine onlara örnek olmalıyız. Güzel Türkçe konuşan anne ve babalar, kitap okuyan aileler, kelimelerine özen gösteren öğretmenler ve kültürüne sahip çıkan aydınlar yetiştirebilirsek, dilimiz de geleceğimiz de güvende olacaktır.
Bugün kaybettiğimiz şey sadece birkaç kelime değildir. Kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz şey; kültürümüz, kimliğimiz ve bizi biz yapan ortak hafızamızdır.
Bu yüzden artık birbirimizi suçlamayı bırakalım.
Çocuklarımıza daha çok kitap hediye edelim.
Onlarla daha çok konuşalım.
Türkçemizi özenle kullanalım.
Çünkü bir milletin geleceği, önce sınıflarda değil; evlerde konuşulan dilde şekillenir.
Ve unutmayalım...
Dilini koruyan milletler geleceğini korur.
Dilini unutan milletler ise zamanla kendilerini de unutur













Yorumlar