Sosyal medyanın hayatımızın tam merkezine yerleşmesiyle birlikte, eline akıllı telefon alan herkesin kendisini "haberci" ilan ettiği garip bir dönemin içinden geçiyoruz.

Yolda yürürken çektiği tek bir kare fotoğrafı, altına birkaç cümle ekleyerek sosyal medyada paylaşan ve ardından kendini kamuoyunun sesi sanan "tırnak içi" gazetecilerin sayısı her geçen gün artıyor.

Ancak gerçekler hiç de öyle sanıldığı gibi ekran ışığından ibaret değil:

Gazetecilik bir meslektir; her paylaşım yapan, her beğeni toplayan gazeteci değildir!

Bugün köşe başındaki bir kafede oturup, çayını yudumlarken sosyal medya akışından derlediği kulaktan dolma bilgilerle "haber yapıyorum" yanılsamasına düşen bir kitle var. Bir gazetecilik bürosunun, bir gazete mutfağının ya da ajansın fiziki sorumluluğunu taşımayan; devlete tek bir kuruş vergi vermeyen, mesleki ve hukuki hiç bir yükümlülük altına girmeyen bu anlayış, haberciliği ucuz bir hobiye dönüştürme hevesindedir.

Oysa gazetecilik; sıcak koltuklarda, kafe masalarında ekran kaydırarak değil; sahada, tozun toprağın içinde, bilginin kaynağında yapılır.

Gazeteciliği yurttaş haberciliği veya sosyal medya fenomenliğiyle karıştırmak, bu mesleğin yüzyıllardır oluşturduğu etik ilkelerine, entelektüel birikimine ve en önemlisi "kamu yararı" sorumluluğuna yapılan büyük bir haksızlıktır.

Doğrulama mekanizmalarını çalıştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle tıklanma ve etkileşim uğruna yapılan paylaşımlar haber değil, en iyi ihtimalle kişisel yorum, çoğu zaman ise bilgi kirliliğidir.

Bir olayın arkasındaki gerçeği araştırmak, kaynakları çapraz sorguya çekmek, tarafsızlığı korumak ve attığı her imzanın hukuki ve vicdani sorumluluğunu üstlenmek profesyonel gazetecinin işidir.

Vergisini ödeyen, kurumsal sorumluluk taşıyan, gecesini gündüzüne katarak meslek etiğinden taviz vermeyen gerçek gazetecilerin emeği, bir fotoğraf çekip kendisini haberci ilan edenlerin ciddiyetsizliğine kurban edilemez. Sosyal medya etkili bir haber yayma aracı olabilir; ancak araç gerecin kendisi, kimseyi o mesleğin erbabı yapmaz.

Elinde neşter tutan herkesin cerrah olamayacağı gibi, elinde akıllı telefon olan herkes de gazeteci olamaz.

Mesleğin itibarını ve kamuoyunun doğru haber alma hakkını korumak için bu ayrımı net bir şekilde koymak artık bir tercih değil, zorunluluktur.