Siyaset ikna sanatıdır. İkna etmek için kullanılan her türlü strateji ve taktik propaganda malzemesi olarak kullanılır.Yönetmek bir iddia işidir. Neden siyaset yaptığına dair bir FİKRİN, nasıl yapacağına dairde bir BİLGİN olması ikna etmek için şarttır.Bunun için siyaset meydanı her zaman er meydanından daha çetin olmuştur. İşin peşrev süreci kısa olsa da güreş süresi uzundur.Daha peşrev sürecinde HAVLU ATMAK, iddiası (DAVASI) olan bir siyasetçinin yapacağı bir hamle değildi.Peki ne oldu da bir ADAY seçime çok az bir süre kala istemeye istemeye adaylıktan çekildi?İster MONTAJ olsun isterse DEEPFAKE, siyasette algı olgudan daha önemli olunca (perception is reality) sonuç seçmen gözünde aynıdır.Klasik siyaset yelpazesinin dışında farklı ve özgün bir duruşla aday olan Muharrem İnce’nin ani bir kararla çekilmesi kafalarda birçok soru işareti bıraktı.Taraftar veya muhalif olsun tüm seçmenlerin zihninde BU İŞTE BİR İŞ VAR!  Dedirtecek karar hepimizi şaşırttı. Dedim ne oluyor orda? Bu işin altında ne yatıyor?  Ne oldu da çekildi? Ve kim zorladı buna? Sonra biraz geriye gidip Türk siyasi tarihine bakınca nelerin olabileceğini düşündüm. İşin aslını öğrenmek ve çözmek için Latince bir kavram olan CUİ BONO? Dedim. Bu bir olay olduğunda failin ve şüphelilerin kim olduğunu bulmak için kullanılan bir terim. KİMİN İŞİNE YARAR? Tüm dünyayı yönetmek ve yönlendirmek hevesinde olan emperyalist güçler KONTROL edemediği kendine İTAAT etmeyen her yöneticiyi RİSKLİ ve TEHLİKELİ görür. Onu DİKTATÖR olarak ilan eder, sonra da onu değiştirmek ister.Geçmişte Türk siyasetini şekillendirmek isteyen yabancı güç odakları, partisini onlara teslim etmeyen CHP genel başkanı Deniz BAYKAL’a 2010 mayısında bir operasyon yaptı ve parti başkanlığından istifa ettirdi. Yerine itaatkâr ve SÖZ DİNLEYEN birini getirdi.Aynı sebeple MHP genel başkanı Devlet BAHCELİ için de bir hamle yapıldı ve 10 milletvekilini istifa etmek zorunda bırakıldı. Yetmez, parti içinden birilerine destek verilerek partisi ikiye bölündü.Parti yönetimini ele geçirdikten sonra sıra ülke yönetimi ele geçirmektir.ABD başkanı Joe Biden’ın henüz başkan bile seçilmeden önce 2020 Ağustos’unda kullandığı ”Türkiye’de iktidarı değiştirmek için muhalefete açık destek vermeliyiz” ifadesi daha hafızamızdan silinmemişken, bu defa da İngiliz medyasından The Economist dergisinin mayıs sayısında kapak manşeti ”2023 ün en önemli seçimini “Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimi olarak vermesi ve Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını destekliyoruz alt başlığı ile yayımlanmış olması da bunun içindir.Çünkü onlara itaat eden söz dinleyen bir kukla olsun, onu da iş başına biz getirelim. Böylece o ülkeyi istediğimiz gibi kullanalım istediler.İtaat etmeyen her yönetici bir şekilde değişmeli (askeri darbe ile değiştirilen halk tarafından seçilmiş Mısır Cumhurbaşkanı MURSİ gibi veya kuzey ırakta devlet kurduğunu zanneden ama bağımsızlık ilan etmeye kalkınca alaşağı edilen BARZANİ gibi) ve yerine kullanmaya elverişli itaatkâr, KUKLA bir aparatı getirmeli, bunun için de ne gerekiyorsa yapmalıdır.Bu güçler başa getirmek istedikleri kişi için içerden ve dışardan her türlü taktikle o kişinin önünü açmak adına herkesi ve her şeyi kullanırlar. İllegal metot ve örgütleri bile.Bu iş için ABD’nin CIA üzeninden ülkemizde operasyon yapmaya elverişli aparat olarak iki tane terör örgütü var. Biri kendi topraklarında BARINDIRDIĞI ve koruduğu FETÖ diğerine de TIRLAR DOLUSU silah verdiği PKK. Burada fetö terör örgütüne biçilen rol bilgi toplamak ve dezenformasyon ile algı yöneticiliği yapmaktı. Pkk terör örgütüne biçilen rol ise seçim sonrasında KAOS ve ANARŞİ çıkartıp istikrarsızlık yaratarak ekonomik çöküşü sağlamaktı.Kendi adamını getirmek ve onun önünü açmak için söz dinlemeyen herkesi harcadı son KURBAN Muharrem İNCE oldu.Tamda Hatay büyükşehir belediye başkanı Lütfu Savaş’ın dediği gibi önce cumhurbaşkanı adayını “ULUSLARARASI KARAR VERİCİLER İŞARET ETTİ” sonra da yerli işbirlikçilerle beraber bu adayın önünü açmak için de operasyon yapıldı.Umarım KİM yaptı?  NEDEN yaptı? sorularına kısa cevaplar vermişimdir.Ayrıca bu operasyonlarla hem ülkemize hem de diğer ülkelere verilen gizli bir mesaj var.İtaat et RAHAT et.İtaat et sen YÖNET.İtaat et al sana DEVLET.Son söz: Bu bir SEÇİM değil, Ya Tam BAĞIMSIZ ve EGEMEN bir ülke olmak ya da hürriyetinden yoksun bir MÜSTEMLEKE olmak arasındaki TERCİHTİR