Mayıs’taki seçimler, muhalefetin de iktidarın da beklemediği sonuçlarla tamamlandı. Ne muhalefet böyle bir sonuç bekliyordu, ne de iktidar böylesine bir başarı.. Seçimlerin ardından özellikle AK Parti ve MHP’li seçmenin coşkulu kutlamalarından bunu açıkça gördük. Ancak başta Altılı Masa liderleri ve anket firmalarının sahte bahar algısına kendisini kaptıran muhalif seçmen, yenilginin nedenini duymak istiyordu. Bunu bilen […]Mayıs’taki seçimler, muhalefetin de iktidarın da beklemediği sonuçlarla tamamlandı. Ne muhalefet böyle bir sonuç bekliyordu, ne de iktidar böylesine bir başarı.. Seçimlerin ardından özellikle AK Parti ve MHP’li seçmenin coşkulu kutlamalarından bunu açıkça gördük.Ancak başta Altılı Masa liderleri ve anket firmalarının sahte bahar algısına kendisini kaptıran muhalif seçmen, yenilginin nedenini duymak istiyordu.Bunu bilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonrası sessizliğini Sözcü Televizyonu’nda Liderler Özel programında bozdu. Sözcü Genel Müdürü Alişer Delek moderatörlüğünde Sözcü Gazetesi Yazarları Uğur Dündar, İsmail Saymaz ve Sözcü Televizyonu moderatörü İpek Özbey’in sorularını yanıtladı.Biz de ekran başında yerimizi aldık.Karşısındaki konuğun yüzde 50’ye yakın oy alan ve muhalefet partisinin Genel Başkanı olduğunu unutan ünlü gazeteciler Dündar ve Saymaz’ın üslupları gazeteciliğin en azından göreceli tarafsızlığının ötesindeydi.Dündar’ın Kılıçdaroğlu’na yönelttiği “Yurttaşlarımızı, seçmenleri adeta cami avlusuna terk edilmiş kimsesiz çocuklar gibi yalnız bıraktınız. Niçin bunu yaptınız” şeklindeki sorusuna Kılıçdaroğlu, “Kazanamadık ama ağır bir yenilgi almadık” karşılığını verdi. İsmail Saymaz tarafından köşeye sıkıştırılmak istenilmesi ve Dündar’ın “İktidarın en zayıf olduğu dönemde yenemeyecekseniz ne zaman yeneceksiniz” soruları geceden arta kalanlardı.Yayını izlerken düşündüm.. Bizim anlı şanlı solcu gazeteciler, tembel öğrenciye hesap soran öğretmen eda ve tavrındaydılar.Karşılarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ya da Süleyman Soylu olsa böylesine bir üslupla soru sormaları mümkün olur muydu?Gazeteci tabii soru soracak gelişmeleri de sorgulayacak.Tabii ki gazetecinin de siyasi düşüncesi ve olaylara bakışı olacak.Olmalı da zaten.Ancak bunu o partinin militanı veya basın sözcüsü gibi cümlelerle kamuoyuna sunmak ‘yandaş basınının’ cirit attığı günümüzde ‘candaş basın’ algısı yaratmak doğru değil.Bunu ilimizde de görmekteyiz. Mevcut Cumhur İttifakını allayıp pullayıp muhalefeti ise yerin dibine sokmaya çalışmak halkın gözü, kulağı sesi olması beklenen basının halini de ortaya koyuyor.Burada meşhur bir söz aklıma geliyor.’Boş teneke çok ses çıkarır’İnanın ortalık boş teneke sesinden geçilmiyor. Okumayan, gündemi takip etmeyen soru sormasını dahi bilmeyen kendini sosyal medya ile avutan bir düzine sözüm ona gazeteci kaynıyor.Unutmayalım ki eleştiri gazetecinin işi siyasetçinin ise yol göstericisi ve aynasıdır.Tabii ki eleştiri kırmadan dökmeden hakaret etmeden olmalıdır..Öğretmenleri köylerden aldık ve sonuçYayında Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun köylerden partimize beklenen oy çıkmadı tespiti önemli.Fakat bunun sebeplerini açık ve net ortaya koymak zorundayız.Keşke Kılıçdaroğlu bunu açık seçik izah edebilseydi.Bakın köylerimizde daha önce öğretmenler vardı.O köyün en akil insanı o öğretmendi. Ondan sonra muhtar ve imamlar gelirdi.Taşımalı eğitim adıyla köylerdeki okullar kapandı.Öğretmen köyden çekildi. Köyde kalan Muhtar ve imam ise AK Parti üyesi gibi etkin oldu.Şu örnek yeterince anlaşılır olur herhalde:Seçim döneminde CHP heyeti köye çalışmaya gidiyor, “Taşımalı eğitime son vereceğiz. Çocuklarımız ilköğrenimini köyünde görecek Her köye bir veteriner vereceğiz. Yetmez her köye bir Ziraat Mühendisi vereceğiz. Tarım ve hayvancılık gelişecek” diyor.Bu ve benzeri vaatleri sıralayan heyet o köyden ayrılıyor. Zaten oturduğu kahvede TRT dahil 30’a yakın yandaş kanalı seyreden köylü düşünürken muhtar veya imam geliyor. Diyor ki: ‘Bunlara bakmayın siz. Bunlar terörist. Bunlar din düşmanı.”Oylar AK Parti veya MHP’ye..Seçim geçti, şimdi CHP alınan sonuçları değerlendiriyor.Bizce çözüm basit aslında:Sadece seçim dönemi köy belde ziyareti etmek yerine o köydeki insanlar ile sürekli, hemhal olmak. Her daim onların sorunlarına sahip çıkmak, dertlerini dillendirmek En önemlisi ise her köye bir öğretmen atanması için taşımalı eğitime son vermek.Öğretmen ile köylüyü tekrar kaynaştırmak.Söz delegede olacakSeçimler AK Parti’ye yerel seçimler almak için ekstradan bir moral verirken, CHP’de yenilginin şokları yaşanıyor.Şimdi Genel Başkan gitsin kalsın tartışması ayyuka çıktı.Elbet delege karar verir.Yol haritasını paylaşalım.Bakın CHP’de il ve ilçe kongre takvimi açıklandı. Oradan çıkacak delege yapısına göre Kemal Kılıçdaroğlu veya Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı netleşecek.Burada belediye başkanları ve milletvekillerinin kongre sürecinde etkisini de olacağını görmek lazım.İlimizde de kongre havası bugünden başladı. Afyonkarahisar’da teşkilatı belirleyici kişi, CHP Merkez İlçeden çıkar.İl Başkanlığı adaylığında mevcut İl Başkanı Yusuf Onur Seçme, önceki İl Başkanı Yalçın Görgöz veya Merkez İlçe Başkanı Ömer Akyıldız’ın adı geçiyor.Geçen kongre 4 adaylı bir yarışa sahne olmuştu.Bakalım Ağustos ayındaki kongrede neler olur?Bekleyip görelim.Mutlu ve aydınlık yarınlara…













Yorumlar