Gözden Kaçırmayın

Çocuklarda şiddet davranışı bir günde ortaya çıkmıyor!Çocuklarda şiddet davranışı bir günde ortaya çıkmıyor!

Çocuk ve ergenlerde şiddet davranışının bir anda ortaya çıkmadığını belirten uzmanlar, uzun bir gelişimsel sürecin sonucunda şekillendiğini söylüyor.

Bireysel özellikler, aile içi ilişkiler, travmalar, akran zorbalığı ve dijital içeriklerin önemli risk faktörleri arasında yer aldığına dikkat çeken Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Özlem Hekim, “Aile, çocukla mutlaka yakın irtibat içerisinde olmalı. Arkadaşlarını ve öğretmenlerini tanımalı, dijital içerikler konusunda kendisi de bilgi sahibi olmalı. Son zamanlarda gözlemlediği davranış değişikliklerine karşı farkındalığı yüksek olmalı.” dedi. Şiddeti önlemede aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının iş birliği yapması gerektiğini aktaran Doç. Dr. Hekim, çocukları etiketlemek yerine onlara yardım etmeye odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Özlem Hekim, çocuk ve ergenlerde şiddet davranışının gelişiminde etkili olan risk faktörleri, erken uyarı işaretleri ve şiddeti önlemede aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının üstlenmesi gereken sorumluluklar hakkında açıklamalarda bulundu. 

Şiddet davranışı, bireysel ve çevresel risk faktörlerinin birikimiyle ortaya çıkıyor!

Şiddet davranışının nedenlerinin sıkça merak edilen bir konu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Özlem Hekim, “Öncelikle şunu söylemek isterim; şiddet davranışı bir gecede ortaya çıkan bir eylem değildir. Uzun bir gelişimsel sürecin sonucudur ve bu süreç içerisinde çok sayıda risk faktörü barındırabilir.” dedi.

Bu süreç içerisinde çocuğun bireysel özelliklerinin son derece önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Hekim, “Bunun yanı sıra aile içi ilişkiler, ailede yaşanan travmatik olaylar ya da çocuğun başka bir travmaya maruz kalmış olması, akran ilişkileri, akran zorbalığı, okul içerisinde dersler dışındaki öğretmen ve diğer kişilerle olan iletişimi, çocuğun madde ya da alkol kullanması gibi durumları da risk faktörleri arasında sayabiliriz.” şeklinde konuştu.

Şiddet eğilimi gösteren çocuklardaki davranış değişiklikleri hafife alınmamalı!

Şiddet davranışı gösteren ya da gösterme riski taşıyan çocuk ve ergenlerde özellikle dikkat edilmesi gereken bazı risk faktörleri olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hekim, şunları söyledi:

“Bunların başında, son zamanlarda, özellikle son aylarda ortaya çıkan davranış değişiklikleri gelir. Gencin sık sık şiddetten ve saldırılardan bahsetmesi, dijital ortamlarda şiddet içerikli oyunlara ve sahnelere maruz kalması, bazen kendisine ya da çevresine zarar vermeye başlaması, hatta bir arkadaşına ya da tanıdığı bir kişiye yönelik planladığı saldırıdan bahsetmesi veya aile içerisinde ve çevresinde kesici, delici, patlayıcı alet ya da silah arayışında bulunması gibi durumlar hafife alınmamalı.

Aileler bazen bu davranışları ‘ergendir, olabilir, normaldir’ şeklinde değerlendirebiliyor. Bu nedenle farkındalığın mutlaka yüksek olması gerekir. Aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarıyla iletişime geçilmesi son derece önemli.”

Çocukla güçlü duygusal bağ kurmak şiddete karşı koruyucu bir etken! 

Çocukların şiddet uygulamasını önlemek için ailelere, öğretmenlere ve okullara düşen sorumlulukların kategorilere ayrılabileceğini dile getiren Doç. Dr. Hekim, “Öncelikle ailenin çocukla kurduğu ilişki ve sağlam bir duygusal bağ oluşturması son derece koruyucudur. Ailenin çocukla yalnızca dersler üzerinden değil, duygusal açıdan da ilişki ve iletişim içerisinde olması gerekir.” dedi.

Bunun yanı sıra ailenin, çocukla mutlaka yakın irtibat içerisinde olması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Hekim, “Arkadaşlarını ve öğretmenlerini tanımalı, dijital içerikler konusunda kendisi de bilgi sahibi olmalı. Son zamanlarda gözlemlediği davranış değişikliklerine karşı farkındalığı yüksek olmalı ve gerektiğinde okulun rehberlik hizmetlerine, öğretmenlere ya da ruh sağlığı hizmetlerine başvurmalı.” diye konuştu.

Şiddeti önlemede amaç çocuğu etiketlemek değil, ona yardım edebilmektir! 

Okul içerisinde öfke ve şiddet davranışını önleyebilmek için alınması gereken önlemlere değinen Doç. Dr. Özlem Hekim, “Empati yeteneğinin geliştirilmesi, öfke yönetimi ve krize yaklaşım gibi konularda eğitim verilmesi, değerler eğitiminin desteklenmesi şiddet davranışının azaltılmasında son derece önemlidir.” dedi.

Çocuğu ya da genci etiketlemek yerine ‘Bu çocuğun yardıma ihtiyacı var, ona nasıl yardım edebiliriz?’ şeklinde bir yaklaşımın önemini vurgulayan Doç. Dr. Hekim, “Okul, aile ve ruh sağlığı uzmanlarından oluşan üçgenin ‘Nasıl yardım edebiliriz?’ anlayışıyla devreye girmesi oldukça faydalı olur. Amacımız etiketlemek ya da damgalamak değil; yardımcı olabilmek, erken farkındalık sağlamak ve şiddet davranışını önleyebilmektir.” açıklamasını yaptı.

Çocuklara, şiddet planlarını paylaşmanın ispiyonculuk olmadığı anlatılmalı! 

Ağır şiddet içerikli davranışlarla ilgili son dönemde yapılan çalışmalardan bahseden Doç. Dr. Hekim, “Şiddet eylemlerinden önce çocuk ve gençlerin planlarından bir tanıdıklarına bahsettikleri görülüyor.” dedi.

Özellikle okullarda, akran eğitimlerinde öğrencilere bu tür bilgileri paylaşmanın ispiyonculuk olmadığını anlatmanın önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Hekim, “Bunun, okulun ruh sağlığı çalışmalarına katkı sağlayabilecek ve arkadaşlarına yardım etmelerini mümkün kılabilecek bir davranış olduğu konusunda geri bildirim verilmeli. Öğrencilerin bu bilgileri aktarmaktan çekinmelerini önlemek için onlara sempatik ve ılımlı bir yaklaşımla yaklaşılması, koruyucu ruh sağlığı hizmeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Ergenler, risk almayı sever ve dürtüsel davranabilirler! 

Ailelerin, evde ve çevrede delici, kesici, patlayıcı aletleri ve silahları kesinlikle bulundurmamaları gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Özlem Hekim, “Bulundurmak zorundalarsa bunları çok kapalı ve kilitli ortamlarda saklamalılar. Çünkü ergenler oldukça meraklıdır, riski severler ve dürtüsel davranabilirler. Hiç umulmadık bir anda bu silahlar çocukların eline geçebilir.” dedi.

Dijital ortamdaki şiddet içerikli oyunlar hakkında da uyarılarda bulunan Doç. Dr. Hekim, “Şiddet içerikli oyunlara karşı olmakla birlikte, bu oyunların kontrollü oynanmasından yanayım. Oynama süresinin ayarlanması ve ailenin bu süreçten haberdar olması da başka bir koruyucu mekanizmadır.” diyerek sözlerini tamamladı.